Sohbetci – Şiir

Sohbetci – Şiir

Şiir tadında blog

  • Sohbet
  • Şiir
  • Sohbetci blog
  • Manzara Resimleri
  • Site Map
  • Google
  • Windows Wallpapers
  • Ana Sayfa
  • Hakkında

Tutkunun Günlüğü – Attila İLHAN

Kategori Attila İLHAN yazar QaOs
Haz 08 2009
Konuyu görüntüle.

Tutkunun Günlüğü

/ salı gecesi /

kara bir balta buldu akşam vuracak noktayı
hücreler doldu bir ıslık en yakın maçka tramvayı
kim bırakmış yalnızlığıma bu hüzzâm şarkıyı
kimin bu karanlık kimler sürgülemişler kapıyı
insan olan bağlar her koptuğu yerden yaşamayı

daktilolar camları bulutlu sorgu odalarında
didiklemez mi özgürlüğünü sansaryan hanı’nda
küflenir suyun bir bakır çalığı birikir ağzında
kendini öldürmeyi belki bin kere tasarlarsın da
bir kere aklından geçmez bitirmeden ölmek şarkıyı

gönlünde büyüttüğün o müthiş ünlem içindir ki
seni kapattıkları öyle rezil o kadar çirkindir ki
çıplak bir lâmba mısın dört duvar içindeki
ne lâmbası/söndürülen bütün ilk gençliğindir ki
gözlerin zehirlense de suç sayarsın ağlamayı

görülmez dev böceklerdir sanki büyülü duyargalar
uçaksavar ışıldakları gökyüzünde bir yanlış arar
tophane rıhtımı’nda acı acı gemiler kalkar
hücreleri akşam olur haydut öfkeleri kaplar
ezerim sanırsın vurursan tek bir yumrukta dünyayı

tutanak 2

elektrik elletirler kıvılcım yalatırlar
tuzruhu damlatırlar kulak boşluğuna
çekip alınlar kerpetenle tırnaklarını

öğrenmek istedikleri aslında bildikleridir
geceleri rüyalarına girip uykularını kaçıran
insanın insanı soyduğu derisini yüzdüğü

duruşma arası

(o varsa kırılır buzlu camları kışın
anlamı yoğunlaşır anlamsız bir yaşayışın
gerçi farkındayız adı belirsiz bir yanlışın
acaba ben çok mu esmerim o çok mu sarışın

yansımaz oldu aydınlığı yüzüme haftalardır
yazdıklarında bile gizli bir uzaklık vardır
eylem bir dağıldı mı bütün boğazlar daralır
ben başka bir erkek olurum o başka bir kadın)

gereği düşünüldü

mahcup yaseminler son balkonların süsü
özgürlük özlemleridir genişletir gönlümüzü
savcılar ağır sürgünlerden yankılansa da

bir yer gelir ki artık ne savunma içgüdüsü
ne heyecandır kalır ne de yürek üzüntüsü
yalnız bir daktilo çıplak bir masada

toplumcularız karakollarda açtık gözümüzü
verirse halklar verir tarihte hükmümüzü
gizle de yargılansak 3.ağırceza’da

Attilâ İlhan, savunduğu fikirler dolayısıyla özellikle gençler arasında epey taraftar toplasa da, çoğu zaman eleştirilere de maruz kalmıştır. Edebiyatçı kişiliği ile beraber ilerleyen fikir adamlığı, şiirlerine daha çok ulusal sentez düşüncesi yönüyle yansımıştır. Türk toplumunun tarihsel gelişim sürecinde yaşadığı sosyal ve siyasi olaylara bakışı ise, büyük ölçüde romanlarında kendini gösterir. Bu konulardan biri, aydın sorunsalıdır. Tanzimat ile başlayan aydınların Batı’ya yönelmesi, Osmanlı Devleti’ni toparlamaktan çok, devletin dağılma sürecini hızlandırmıştır. İlhan’a göre sürecin bu şekilde işlemesinde aydınların taklitçi zihniyetlerinin büyük rolü vardır. Ona göre, Atatürk döneminde terk edilen Batı hayranlığı, İsmet İnönü döneminde Yunan/Latin hayranlığına dönüşmüştür ve bu anlayış günümüze dek devam edegelmiştir.
Atatürk’e çok farklı bir gözle bakan Attilâ İlhan, birçok sorunun çözümünde Atatürk’ü çıkış noktası olarak alır. Ona göre Gâzi, Batıcı ve Batı hayranı değildir. Gâzi’nin istediği, Batı medeniyeti seviyesine ulaşmak değil, muasır, çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmaktır. Batı’ya her yönüyle sırt çevirmenin de, Batı hayranı olmanın da doğru olmadığını düşünen Attilâ İlhan, Batı’dan yalnızca metot ve rasyonel düşüncenin alınması gerektiğini düşünür. Ulusal bir kültür sentezi gerçekleştirebilmiş ulus-devletlerin uyguladığı metodu almamız gerektiğini belirten İlhan’a göre metot, evrensel; uygulaması, millidir. İlhan, Batı’dan alınan metot ve rasyonel anlayışla Selçuklu / Osmanlı kültürüne eğilme, Selçuklu / Osmanlı kültürü temeline dayanan bir sentez gerçekleştirme ve buradan hareketle ulusal bir kültür yaratma taraftarıdır.

 

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (4 oy, Şuan: 5 üzerinden 4,50)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: acı gemiler, çıplak bir lamba, daktilo, dev böcekler, esmer, haydur öfkeler, hücre, hüzzam şarkı, kara balta, karakol, kerpeten, kıvılcım, Maçka Tramvayı, mahçup yaseminler, sansaryan hanı, sarışın, Tophane Rıhtımı

Sultan-ı Yegah – Attila İLHAN

Kategori Attila İLHAN yazar QaOs
Haz 08 2009
Konuyu görüntüle.

Sultan-ı Yegah

şamdanları donanınca eski zaman sevdalarının
başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın
nemli yumuşaklığı tende denizden gelen âhın
gizemli kanatları ruhta ölüm karanlığının
başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın

yansıyan yaslı gülüşmelerdir karasevdalı suda
bülbüller kırılır umutsuzluktan yalnızlık korusunda
eylem dağılmış gönül tenha çalgılar kış uykusunda
ölümün tartışılmazlığı nihayet anlaşılsa da
başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın

bir başkasının yaşantısıdır dönüp arkamıza baksak
çünkü yaşadıklarımız başkasının yargısına tutsak
su yasak rüzgâr yasak açık kapılar yasak
belki bu karanlıkta yasakları yasaklasak
başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın

Attilâ İlhan, savunduğu fikirler dolayısıyla özellikle gençler arasında epey taraftar toplasa da, çoğu zaman eleştirilere de maruz kalmıştır. Edebiyatçı kişiliği ile beraber ilerleyen fikir adamlığı, şiirlerine daha çok ulusal sentez düşüncesi yönüyle yansımıştır. Türk toplumunun tarihsel gelişim sürecinde yaşadığı sosyal ve siyasi olaylara bakışı ise, büyük ölçüde romanlarında kendini gösterir. Bu konulardan biri, aydın sorunsalıdır. Tanzimat ile başlayan aydınların Batı’ya yönelmesi, Osmanlı Devleti’ni toparlamaktan çok, devletin dağılma sürecini hızlandırmıştır. İlhan’a göre sürecin bu şekilde işlemesinde aydınların taklitçi zihniyetlerinin büyük rolü vardır. Ona göre, Atatürk döneminde terk edilen Batı hayranlığı, İsmet İnönü döneminde Yunan/Latin hayranlığına dönüşmüştür ve bu anlayış günümüze dek devam edegelmiştir.
Atatürk’e çok farklı bir gözle bakan Attilâ İlhan, birçok sorunun çözümünde Atatürk’ü çıkış noktası olarak alır. Ona göre Gâzi, Batıcı ve Batı hayranı değildir. Gâzi’nin istediği, Batı medeniyeti seviyesine ulaşmak değil, muasır, çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmaktır. Batı’ya her yönüyle sırt çevirmenin de, Batı hayranı olmanın da doğru olmadığını düşünen Attilâ İlhan, Batı’dan yalnızca metot ve rasyonel düşüncenin alınması gerektiğini düşünür. Ulusal bir kültür sentezi gerçekleştirebilmiş ulus-devletlerin uyguladığı metodu almamız gerektiğini belirten İlhan’a göre metot, evrensel; uygulaması, millidir. İlhan, Batı’dan alınan metot ve rasyonel anlayışla Selçuklu / Osmanlı kültürüne eğilme, Selçuklu / Osmanlı kültürü temeline dayanan bir sentez gerçekleştirme ve buradan hareketle ulusal bir kültür yaratma taraftarıdır.

 

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, Şuan: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: denizden gelen ah, eski zaman sevdaları, gizemli kanatlar, ölüm karanlığı, saltanat, şamdan, sultan-ı yegah, tenha çalgılar, tutsak, yalnızlık korosu, yasak kapılar, yasak rüzgar, yasak su, yaslı gülüşler

Muhayyer – Attila İLHAN

Kategori Attila İLHAN yazar QaOs
Haz 08 2009
Konuyu görüntüle.

Muhayyer

önemli gizli boyutlarıyla yeryüzündeki yaşantımız
ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız
söylediklerimizle değil söylemediklerimizle varız
o gün ki ölümün perdesine yapayalnız yansırız
ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız

bir incesaz ki süreklidir yaprak döken korularda
çılgınlıkları oluşturur en çapraşık duygularda
büyük çıkmaz akla gelip de sorulmayan sorularda
bazı insan içten içe düşünür hesaplar da
ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız

üflediği sustuğumuz tutkuların düşlerimizi çokçadır
çocukluktan çıktığımızı sanmak aslında çocukçadır
gerçi gençlik bir uçta yaşlılık bir uçtadır
birleştikleri gerçek o müthiş sonuçtadır
ne kadar azdır yaşadığımızdan yaşadığımızı sandığımız

Attilâ İlhan, savunduğu fikirler dolayısıyla özellikle gençler arasında epey taraftar toplasa da, çoğu zaman eleştirilere de maruz kalmıştır. Edebiyatçı kişiliği ile beraber ilerleyen fikir adamlığı, şiirlerine daha çok ulusal sentez düşüncesi yönüyle yansımıştır. Türk toplumunun tarihsel gelişim sürecinde yaşadığı sosyal ve siyasi olaylara bakışı ise, büyük ölçüde romanlarında kendini gösterir. Bu konulardan biri, aydın sorunsalıdır. Tanzimat ile başlayan aydınların Batı’ya yönelmesi, Osmanlı Devleti’ni toparlamaktan çok, devletin dağılma sürecini hızlandırmıştır. İlhan’a göre sürecin bu şekilde işlemesinde aydınların taklitçi zihniyetlerinin büyük rolü vardır. Ona göre, Atatürk döneminde terk edilen Batı hayranlığı, İsmet İnönü döneminde Yunan/Latin hayranlığına dönüşmüştür ve bu anlayış günümüze dek devam edegelmiştir.
Atatürk’e çok farklı bir gözle bakan Attilâ İlhan, birçok sorunun çözümünde Atatürk’ü çıkış noktası olarak alır. Ona göre Gâzi, Batıcı ve Batı hayranı değildir. Gâzi’nin istediği, Batı medeniyeti seviyesine ulaşmak değil, muasır, çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmaktır. Batı’ya her yönüyle sırt çevirmenin de, Batı hayranı olmanın da doğru olmadığını düşünen Attilâ İlhan, Batı’dan yalnızca metot ve rasyonel düşüncenin alınması gerektiğini düşünür. Ulusal bir kültür sentezi gerçekleştirebilmiş ulus-devletlerin uyguladığı metodu almamız gerektiğini belirten İlhan’a göre metot, evrensel; uygulaması, millidir. İlhan, Batı’dan alınan metot ve rasyonel anlayışla Selçuklu / Osmanlı kültürüne eğilme, Selçuklu / Osmanlı kültürü temeline dayanan bir sentez gerçekleştirme ve buradan hareketle ulusal bir kültür yaratma taraftarıdır.
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, Şuan: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: çapraşık duygular, çığlıklar, çocukça, evrensel, gençlik, incesaz, korular, metot, milli uygulama, rasyonel anlayış, Selçuklu/Osmanlı kültürü, ulusal kültür

Mahur Beste – Attila İLHAN

Kategori Attila İLHAN yazar QaOs
Haz 08 2009
Konuyu görüntüle.

Mahur Beste

şenlik dağıldı bir acı yel kaldı bahçede yalnız
o mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız
gitti dostlar şölen bitti ne eski heyecan ne hız
yalnız kederli yalnızlığımızda sıralı sırasız
o mahur beste çalar Müjgan’la ben ağlaşırız

bir yangın ormanından püskürmüş genç fidanlardı
güneşten ışık yontarlardı sert adamlardı
hoyrattı gülüşleri aydınlığı çalkalardı
gittiler akşam olmadan ortalık karardı

bitmez sazların özlemi daha sonra daha sonra
sonranın bilinmezliği bir boyut katar ki onlara
simsiyah bir teselli olur belki kalanlara
geceler uzar hazırlık sonbahara

Attilâ İlhan, savunduğu fikirler dolayısıyla özellikle gençler arasında epey taraftar toplasa da, çoğu zaman eleştirilere de maruz kalmıştır. Edebiyatçı kişiliği ile beraber ilerleyen fikir adamlığı, şiirlerine daha çok ulusal sentez düşüncesi yönüyle yansımıştır. Türk toplumunun tarihsel gelişim sürecinde yaşadığı sosyal ve siyasi olaylara bakışı ise, büyük ölçüde romanlarında kendini gösterir. Bu konulardan biri, aydın sorunsalıdır. Tanzimat ile başlayan aydınların Batı’ya yönelmesi, Osmanlı Devleti’ni toparlamaktan çok, devletin dağılma sürecini hızlandırmıştır. İlhan’a göre sürecin bu şekilde işlemesinde aydınların taklitçi zihniyetlerinin büyük rolü vardır. Ona göre, Atatürk döneminde terk edilen Batı hayranlığı, İsmet İnönü döneminde Yunan/Latin hayranlığına dönüşmüştür ve bu anlayış günümüze dek devam edegelmiştir.
Atatürk’e çok farklı bir gözle bakan Attilâ İlhan, birçok sorunun çözümünde Atatürk’ü çıkış noktası olarak alır. Ona göre Gâzi, Batıcı ve Batı hayranı değildir. Gâzi’nin istediği, Batı medeniyeti seviyesine ulaşmak değil, muasır, çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmaktır. Batı’ya her yönüyle sırt çevirmenin de, Batı hayranı olmanın da doğru olmadığını düşünen Attilâ İlhan, Batı’dan yalnızca metot ve rasyonel düşüncenin alınması gerektiğini düşünür. Ulusal bir kültür sentezi gerçekleştirebilmiş ulus-devletlerin uyguladığı metodu almamız gerektiğini belirten İlhan’a göre metot, evrensel; uygulaması, millidir. İlhan, Batı’dan alınan metot ve rasyonel anlayışla Selçuklu / Osmanlı kültürüne eğilme, Selçuklu / Osmanlı kültürü temeline dayanan bir sentez gerçekleştirme ve buradan hareketle ulusal bir kültür yaratma taraftarıdır.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz Oylanmamış)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: bir acı yel, genç fidanlar, hoyrat gülüşler, Müjgan, şenlik, simsiyah bir teselli, şölen, sonbahar

Allende Allende – Attila İLHAN

Kategori Attila İLHAN yazar QaOs
Haz 08 2009
Konuyu görüntüle.

Allende Allende

ölüm birden boşalmasıdır insanın kendisinden
gizli titreşimler uçar belki boşlukta sesinden

güneş vurunca parıldar görünmez ayak izleri ki
beyhude korularda eski bir yaz gezmesinden

solgun bir gülümseme hani ay büyürken görünür
aynalarda bırakılmış nice yüz birikintisinden

artık hiç olmasa da sonbahar penceresinde o
camların buğulanması her akşam nefesinden

kimsesiz bahçelerde besbelli yalnız dolaştığı
rüzgârsız akşamüstleri yaprakların ürpermesinden

duyulur ardında bıraktığı hayallerin gürültüsü
sinsi bir deprem gibi camları titretmesinden

masasına gelip gittiği açıkça anlaşılır
daktilosu çalışmasa da şeridinin eskimesinden

durduğu yerde patlaması mürekkep hokkalarının
ömrünce biriktirdiği sosyalist öfkesinden

ne kadar yok etse ölüm vuruşu göklerde yankılanan
kocaman bir yürek kalır şili’nin allende’sinden

Attilâ İlhan, savunduğu fikirler dolayısıyla özellikle gençler arasında epey taraftar toplasa da, çoğu zaman eleştirilere de maruz kalmıştır. Edebiyatçı kişiliği ile beraber ilerleyen fikir adamlığı, şiirlerine daha çok ulusal sentez düşüncesi yönüyle yansımıştır. Türk toplumunun tarihsel gelişim sürecinde yaşadığı sosyal ve siyasi olaylara bakışı ise, büyük ölçüde romanlarında kendini gösterir. Bu konulardan biri, aydın sorunsalıdır. Tanzimat ile başlayan aydınların Batı’ya yönelmesi, Osmanlı Devleti’ni toparlamaktan çok, devletin dağılma sürecini hızlandırmıştır. İlhan’a göre sürecin bu şekilde işlemesinde aydınların taklitçi zihniyetlerinin büyük rolü vardır. Ona göre, Atatürk döneminde terk edilen Batı hayranlığı, İsmet İnönü döneminde Yunan/Latin hayranlığına dönüşmüştür ve bu anlayış günümüze dek devam edegelmiştir.
Atatürk’e çok farklı bir gözle bakan Attilâ İlhan, birçok sorunun çözümünde Atatürk’ü çıkış noktası olarak alır. Ona göre Gâzi, Batıcı ve Batı hayranı değildir. Gâzi’nin istediği, Batı medeniyeti seviyesine ulaşmak değil, muasır, çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmaktır. Batı’ya her yönüyle sırt çevirmenin de, Batı hayranı olmanın da doğru olmadığını düşünen Attilâ İlhan, Batı’dan yalnızca metot ve rasyonel düşüncenin alınması gerektiğini düşünür. Ulusal bir kültür sentezi gerçekleştirebilmiş ulus-devletlerin uyguladığı metodu almamız gerektiğini belirten İlhan’a göre metot, evrensel; uygulaması, millidir. İlhan, Batı’dan alınan metot ve rasyonel anlayışla Selçuklu / Osmanlı kültürüne eğilme, Selçuklu / Osmanlı kültürü temeline dayanan bir sentez gerçekleştirme ve buradan hareketle ulusal bir kültür yaratma taraftarıdır.

 

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 oy, Şuan: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: beyhude korular, boşluk, daktilo, gizli titreşimler, görünmez ayak izleri, hayallerin gürültüsü, kimsesiz bahçeler, mürekkep hokkaları, sinsi bir deprem, solgun gülümseme, sonbahar, sosyalist öfkesi, yaz gezmesi

Adımla Nasıl Berabersem – Attila İLHAN

Kategori Attila İLHAN yazar QaOs
Haz 08 2009
Konuyu görüntüle.

Adımla Nasıl Berabersem

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
bir dakika bile çıkmıyorsun aklımdan
koşar gibi yürüyüşün
karanlıkta bir ışık gibi aydınlık gülüşün

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
uzak uzak yıldızlarla çevrilmiş kainatın
karanlık boşluklarında akıp giderken zaman

adımla nasıl berabersem öylece beraberiz
seninle her saat seninle her dakika seninle her saniye
gönlümüz mutluluğa inanmış olmanın gururuyla rahat
koltuğumuzun altında birer dinamit gibi kellemiz
ve sonra her zaman her ölümlüye
aynı şartlar altında kısmet olmıyan
gerçekleri görmenin aydınlığı alınlarımızda

hacet yok hatırlatmasına seni hatıraların
sen bana kalbim kadar elim kadar yakınsın

Attilâ İlhan, savunduğu fikirler dolayısıyla özellikle gençler arasında epey taraftar toplasa da, çoğu zaman eleştirilere de maruz kalmıştır. Edebiyatçı kişiliği ile beraber ilerleyen fikir adamlığı, şiirlerine daha çok ulusal sentez düşüncesi yönüyle yansımıştır. Türk toplumunun tarihsel gelişim sürecinde yaşadığı sosyal ve siyasi olaylara bakışı ise, büyük ölçüde romanlarında kendini gösterir. Bu konulardan biri, aydın sorunsalıdır. Tanzimat ile başlayan aydınların Batı’ya yönelmesi, Osmanlı Devleti’ni toparlamaktan çok, devletin dağılma sürecini hızlandırmıştır. İlhan’a göre sürecin bu şekilde işlemesinde aydınların taklitçi zihniyetlerinin büyük rolü vardır. Ona göre, Atatürk döneminde terk edilen Batı hayranlığı, İsmet İnönü döneminde Yunan/Latin hayranlığına dönüşmüştür ve bu anlayış günümüze dek devam edegelmiştir.
Atatürk’e çok farklı bir gözle bakan Attilâ İlhan, birçok sorunun çözümünde Atatürk’ü çıkış noktası olarak alır. Ona göre Gâzi, Batıcı ve Batı hayranı değildir. Gâzi’nin istediği, Batı medeniyeti seviyesine ulaşmak değil, muasır, çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmaktır. Batı’ya her yönüyle sırt çevirmenin de, Batı hayranı olmanın da doğru olmadığını düşünen Attilâ İlhan, Batı’dan yalnızca metot ve rasyonel düşüncenin alınması gerektiğini düşünür. Ulusal bir kültür sentezi gerçekleştirebilmiş ulus-devletlerin uyguladığı metodu almamız gerektiğini belirten İlhan’a göre metot, evrensel; uygulaması, millidir. İlhan, Batı’dan alınan metot ve rasyonel anlayışla Selçuklu / Osmanlı kültürüne eğilme, Selçuklu / Osmanlı kültürü temeline dayanan bir sentez gerçekleştirme ve buradan hareketle ulusal bir kültür yaratma taraftarıdır.

 

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, Şuan: 5 üzerinden 3,00)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: Atatürk dönemi, aydınlık gülüş, dinamit, edebiyatçı, fikir adamlığı, Gazi, hatıralar, kainat, muasır medeniyet, Osmanlı İmparatorluğu, siyasi olaylar, sosyal, Tanzimat, tarihsel gelişim, Türk toplumu, ulusal sentez, yıldızlar, Yunan/Latin hayranlığı

Arabesk – Attila İLHAN

Kategori Attila İLHAN yazar QaOs
Haz 08 2009
Konuyu görüntüle.

Arabesk

ıslığında usturalar bileniyor
bıyıkları marşandiz katarı
zulasında eroini esrarı
tutuklandıkça yenileniyor

kafası kızdı mı taksim’de akşam
bütün lahmancunlar ondan sorulur
oğlanın birine takıldı / tamam
çengelköy’lü sevtap diye meşhur

göğüsleri hakikat birer kumru
eskiden de süslenir boyanırmış
ayak ayak üstüne atıp oturdu mu
insanda can mı bırakırmış

sabaha karşı bir büyük rakı
yıldız tozuması külüstür mehtap
arabada sevişmek başlıca merakı
ne kanun tanıyor ne de kitap

bu yollara düşecek adam mıydı
çiçek yaptırmalar parfüm filan
bu sefer yakasını fena kaptırdı
sevtap başını yiyecek anlaşılan

boşversene / daha ölmedik ulan

Attilâ İlhan, savunduğu fikirler dolayısıyla özellikle gençler arasında epey taraftar toplasa da, çoğu zaman eleştirilere de maruz kalmıştır. Edebiyatçı kişiliği ile beraber ilerleyen fikir adamlığı, şiirlerine daha çok ulusal sentez düşüncesi yönüyle yansımıştır. Türk toplumunun tarihsel gelişim sürecinde yaşadığı sosyal ve siyasi olaylara bakışı ise, büyük ölçüde romanlarında kendini gösterir. Bu konulardan biri, aydın sorunsalıdır. Tanzimat ile başlayan aydınların Batı’ya yönelmesi, Osmanlı Devleti’ni toparlamaktan çok, devletin dağılma sürecini hızlandırmıştır. İlhan’a göre sürecin bu şekilde işlemesinde aydınların taklitçi zihniyetlerinin büyük rolü vardır. Ona göre, Atatürk döneminde terk edilen Batı hayranlığı, İsmet İnönü döneminde Yunan/Latin hayranlığına dönüşmüştür ve bu anlayış günümüze dek devam edegelmiştir.
Atatürk’e çok farklı bir gözle bakan Attilâ İlhan, birçok sorunun çözümünde Atatürk’ü çıkış noktası olarak alır. Ona göre Gâzi, Batıcı ve Batı hayranı değildir.  Gâzi’nin istediği, Batı medeniyeti seviyesine ulaşmak değil, muasır, çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşmaktır. Batı’ya her yönüyle sırt çevirmenin de, Batı hayranı olmanın da doğru olmadığını düşünen Attilâ İlhan, Batı’dan yalnızca metot ve rasyonel düşüncenin alınması gerektiğini düşünür. Ulusal bir kültür sentezi gerçekleştirebilmiş ulus-devletlerin uyguladığı metodu almamız gerektiğini belirten İlhan’a göre metot, evrensel; uygulaması, millidir. İlhan, Batı’dan alınan metot ve rasyonel anlayışla Selçuklu / Osmanlı kültürüne eğilme, Selçuklu / Osmanlı kültürü temeline dayanan bir sentez gerçekleştirme ve buradan hareketle ulusal bir kültür yaratma taraftarıdır.
1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 oy, Şuan: 5 üzerinden 4,50)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: Çengelköy, çiçek, eroin, esrar, kanun, kitap, külüstür mehtap, lahmacunlar, marşandiz katarı, parfüm, Taksim, usturalar, yıldız tozuması

Salı Sabaha Karşı – Attila İLHAN

Kategori Attila İLHAN yazar QaOs
Haz 08 2009
Konuyu görüntüle.

Salı Sabaha Karşı

salı sabaha karşı telefonla sıçradım
ay batıyor / aynalarda giyotin aydınlığı
gecenin bu saatinde beni kim arayabilir
dizimi uyku sersemi bir iskemleye çarptım
kıvılcımlar dizi dizi her yanıma dağılıyor

doktor sabiha desem yıllar var konuşmuyoruz
kanser diye duymuştum sol göğsünü almışlar
şu anda izmir´de midir ne yapıyor kimbilir
son defa hastahanenin avlusunda konuşmuştuk
steteskobu / beyaz gömleği / soğuk ecza kokusu
sesi dargın söyledikleri yorgun ve umutsuz

sakın mırç olmasın parmaklarıyla oynayan
yerli yersiz aramak onun marifetidir
olmayacak şeylerden birden heyecanlanıyor
radyodaki parazit / asansörün uğultusu
bütün gün korkusunu camlarda görmemek için
traş aynasında bırakır gözlerini sabahtan
o kadar yalnız ki yabancılarla selamlaşıyor
tek başına ne tartışmalar sokaklarda geceleyin
ben de tuhafım / nereden aklıma gelebilir
mırç çoktan ölmedi mi / genç sayılırdı doğrusu
içimdeki şehirlerde demek gizlice yaşıyor

ister misin aramak aysel´in aklına essin
plaj güzeli aysel´in / istanbul´da bir zamanlar
küstah sarışınlığını kristal bir zırh gibi
gururla taşırdı / dibinde şimdi rakı şişelerinin
her gece olay çıkarıyor / arkasından karakollar
tozlu ışıklarıyla karanlıkta bir gemidir
polisleriyle küfür kıyamet bana telefon ettiği
öksürükten boğularak / suratı bütün ter
nerde eski aysel / nerde jeanne d´arc güzelliği
içtiği için mi korkar korktuğu için mi içer

salı sabaha karşı telefonla sıçradım
ay batıyor / aynalarda giyotin aydınlığı
gecenin bu saatinde beni kim arayabilir
elektrik tozlarının iyice boğuklaştırdığı
ses bildiğim bir ses / kimindir çıkaramadım
´ -ben suat´ım / sizi terminal´den arıyorum
iner inmez aradım / galiba izliyorlar
istanbul çok değişmiş / yalnızım çok yabancıyım
gidecek başka yerim yok / korkuyorum

Attilâ İlhan’ın şiirleri ile yaşadığı hayat arasında bir ilişkinin olduğu da söylenebilir. Duvar’daki heyecanlı insan tipi; Sisler Bulvarı, Yağmur Kaçağı, Ben Sana Mecburum ve Belâ Çiçeği’ndeki gerilim, serüven, isyan duygusuyla şekillenmiş ben; durulma belirtilerini Belâ Çiçeği’nde gösteren, Yasak Sevişmek’le birlikte hatıralara yönelen, geçmişe özlem duyan ve daha sonraları ölüme yakınlaşma duygusu yaşayanın şairin kendisi olduğu düşünülebilir. İlk şiirlerinden itibaren karşılaştağımız Zehra, Suna Su, Maria Missakian, Doktor Sabiha, Nun Nun (Nedret Güvenç), hatta Ayrılık Sevdaya Dahil’deki “Yağmurluklu Kız” büyük ve imkânsız aşkların kadınlarıdır. Hem gerçek hayatta, hem de şiirlerde yaşamışlardır. Durulma belirtisi Belâ Çiçeği ve Yasak Sevişmek kitaplarında başlamıştır

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (3 oy, Şuan: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: Aysel, beyaz gömlek, doktor sabiha, giyotin aydınlığı, hasthane avlusu, iskemle, İstanbul, jeanne d'arc, kanser, plaj güzeli, rakı şişesi, soğuk ecza kokusu, steteskop, terminal, traş aynası, umutsuz, yorgun

Yirmibeşinci Kısım – Attila İLHAN

Kategori Attila İLHAN yazar QaOs
Haz 08 2009
Konuyu görüntüle.

Yirmibeşinci Kısım

Işıkları söndür suna su
Vapurları duyacağız ha
Dün gece uykumda sıçradım
Beni mi çağırdın suna su
Nereye gideceğiz ha

Yabancı değil ben kaptanım
Aç kapıyı suna su
Büyük yağmurda ıslandım
Şarabın var mı suna su
Sabahı bulacağız ha

Kadehini dinleme çıldırırsın
Elimden gelmeyen bir o
Bütün trenleri kaçırdım
Saatin kaç suna su
Yarın öleceğiz ha

Attilâ İlhan’ın şiirleri ile yaşadığı hayat arasında bir ilişkinin olduğu da söylenebilir. Duvar’daki heyecanlı insan tipi; Sisler Bulvarı, Yağmur Kaçağı, Ben Sana Mecburum ve Belâ Çiçeği’ndeki gerilim, serüven, isyan duygusuyla şekillenmiş ben; durulma belirtilerini Belâ Çiçeği’nde gösteren, Yasak Sevişmek’le birlikte hatıralara yönelen, geçmişe özlem duyan ve daha sonraları ölüme yakınlaşma duygusu yaşayanın şairin kendisi olduğu düşünülebilir. İlk şiirlerinden itibaren karşılaştağımız Zehra, Suna Su, Maria Missakian, Doktor Sabiha, Nun Nun (Nedret Güvenç), hatta Ayrılık Sevdaya Dahil’deki “Yağmurluklu Kız” büyük ve imkânsız aşkların kadınlarıdır. Hem gerçek hayatta, hem de şiirlerde yaşamışlardır. Durulma belirtisi Belâ Çiçeği ve Yasak Sevişmek kitaplarında başlamıştır

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (3 oy, Şuan: 5 üzerinden 4,67)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: kadeh, kaptan, Şarap, suna su, tren, vapurlar

Zehra Kardelin – Attila İLHAN

Kategori Attila İLHAN yazar QaOs
Haz 08 2009
Konuyu görüntüle.

Zehra Kardelin

akşam oldu yine bastı karalar
varıp yıldızların kapısını çaldım
açtılar
yıldızlar uyanıp gözlerimden geçtiler
halep şehri şen oldu şenlik oldu
ağaçlar dile geldi kuşlar güldü
dağ dağa kavuştu ben sana kavuştum
zehra kardelin

sen kimsenin bilmediği bir yıldız gibisin
istersen derya düşünür kahrolur kederinden
istersen dağ yürür yağmur olur bulut olur
bir rüzgârın koynundan çıkar gelirsin
gözlerin iki siyah karanfil gibi
gözlerini alsam yakana taksam
zehra kardelin

sen masallardan bile güzelsin büyüksün
açıl susam dedin açıldı kalbimin kapıları
kırk haramiler yol verdi sana
ellerin alnıma dokundu havaî fişek oldum
alıp başımı gittim güneşi delip geçtim
evren tükendi tükendi sen başladın
zehra kardelin

sen bensin ben senim
kalbimde senin kalbin kalbinde benim kalbim
ben yanardağ sen ateş sen dünya ben güneş
ömrün ömrüme girmiş yazan alnıma yazmış
nur yüzüne yüzün şarkılara dönsün
kalbim bir yol sana gitmiş
zehra kardelin

Attilâ İlhan’ın şiirleri ile yaşadığı hayat arasında bir ilişkinin olduğu da söylenebilir. Duvar’daki heyecanlı insan tipi; Sisler Bulvarı, Yağmur Kaçağı, Ben Sana Mecburum ve Belâ Çiçeği’ndeki gerilim, serüven, isyan duygusuyla şekillenmiş ben; durulma belirtilerini Belâ Çiçeği’nde gösteren, Yasak Sevişmek’le birlikte hatıralara yönelen, geçmişe özlem duyan ve daha sonraları ölüme yakınlaşma duygusu yaşayanın şairin kendisi olduğu düşünülebilir. İlk şiirlerinden itibaren karşılaştağımız Zehra, Suna Su, Maria Missakian, Doktor Sabiha, Nun Nun (Nedret Güvenç), hatta Ayrılık Sevdaya Dahil’deki “Yağmurluklu Kız” büyük ve imkânsız aşkların kadınlarıdır. Hem gerçek hayatta, hem de şiirlerde yaşamışlardır. Durulma belirtisi Belâ Çiçeği ve Yasak Sevişmek kitaplarında başlamıştır

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (6 oy, Şuan: 5 üzerinden 4,67)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: dünya, evren, güneş, Halep şehri, havai fişek, kalbimin kapıları, kırk haramiler, kuşlar güldü, şarkılar, siyah karanfil, yanardağ, yıldızlar uyandı, yıldızların kapısı, Zehra Kardelin
Sonraki Sayfa »

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Hakkında

ŞAİRLER

  • Ahmet ARİF
    • Hayatı ve Eserleri
  • Ahmet Hamdi TANPINAR
  • Arif Nihat ASYA
  • Asik Veysel ŞATIROĞLU
  • Attila İLHAN
  • Aziz NESİN
  • Behçet NECATİGİL
  • Cahit KÜLEBİ
  • Cahit Sıtkı TARANCI
  • Can YÜCEL
  • Cemal SÜREYYA
  • İbrahim SADRİ
  • KARACAOĞLAN
  • Nazım Hikmet RAN
    • Hayatı ve Eserleri
  • Necip Fazıl KISAKÜREK
  • Orhan Seyfi ORHON
  • Orhan Veli KANIK
  • Özdemir ASAF
  • Rıfat ILGAZ
  • Sezai KARAKOÇ
  • Ümit Yaşar OĞUZCAN
  • Yahya Kemal BEYATLI
  • Yılmaz ERDOĞAN
  • Ziya GÖKALP

Arşiv

  • Mayıs 2010
  • Nisan 2010
  • Mart 2010
  • Şubat 2010
  • Aralık 2009
  • Kasım 2009
  • Ekim 2009
  • Eylül 2009
  • Ağustos 2009
  • Temmuz 2009
  • Haziran 2009
  • Mayıs 2009

Metalar

  • Kayıt Ol
  • Giriş
  • Valid XHTML
  • XFN
  • WordPress
Alt yapı Wordpress | “Blend” from Spectacu.la WP Themes Club | sohbet odaları