Sohbetçi – Şiir

Sohbetçi – Şiir

Şiir tadında blog

  • Sohbet
  • Şiir
  • Sohbetci blog
  • Manzara Resimleri
  • Site Map
  • Google
  • Windows Wallpapers
  • Twitter Arka Planları
  • Manzaralar
  • Slayt
  • Ana Sayfa
  • Hakkımızda
  • Manzara Resimleri
  • İletişim

Yaşasın Cazın Getirdiği Devrim – Can YÜCEL

Kategori Can YÜCEL, Şiirleri yazar QaOs
Oca 08 2011
Konuyu görüntüle.

YAŞASIN CAZIN GETİRDİĞİ DEVRİM

Hiç kimse kalmadı
Çiçekler çarpık açıyorlar
Ampüller eğriydi
Merdivenlerden çıkamıyordum
Tavan basıktı
Sifon işlemiyordu
Sıçamıyordum
İşeyemiyordum
Bir ölü militan baharı
Bir apartman dairesinde bekliyordum
Ben ki beklemeyi sevmem
Beklemek benim için bir azap olduğuna göre
Beni gazaba getirir
Tramvay ihtiyarı duraklarında bekleye bekleye
İhtiyarlamış bir komünist olarak
Gitardan çıkan tın sesleri
Beni yeniden adam edecektir
Havada havva olan bir adem
Ve yaklaşırken bütün güzellikleri baharla birlikte
Arkadaşlarım olan cazcılar
Elbette bulacaklar bir acıbadem
Ve biz yaşamayı yeniden kuracağız
Bu zıkkım denilen ritim
Ve stringtin
Hepimiz yaşamaktaki inkılap içinde değiliz
Yaşasın cazın getirdiği devrim.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 oy, Şuan: 5 üzerinden 3,00)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: Can YÜCEL, Can Yücel hakkında bilgi, can yücel şiirleri, Can Yücel'in şiir anlayışı, Can Yücel'in şiir üslubu, Can Yücel'in tüm şiirleri, ünlü şairler ve şiirleri, Yaşasın Cazın Getirdiği Devrim

Yeşil Şiir – Can YÜCEL

Kategori Can YÜCEL, Şiirleri yazar QaOs
Oca 08 2011
Konuyu görüntüle.

YEŞİL ŞİİR

Baktıkça çoğalır yıldızlar gecede
Parmaklarınla sayılmaz;
Kimi duyulur, kimi duyulmaz,
Dinledikçe çoğalır gecede,
Sesler gelir,
Ya hızlıdan, ya yavaştan.

Her şey kendi dilince konuşur;
Karanlık örtse de üstünü
Gecede devam eder renk renk
Ağacın dalında, rüzgarda;
Her şey kendi rengince konuşur.

Gözlerini kapatır beklerdi;
Yaprağa benzer ellerini, avuçlarını uzatır,
Beklerdi işitinceye dek
Ağacın dalında, rüzgarda;
Yeşili duydu mu uyurdu
Rüyasında…

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (3 oy, Şuan: 5 üzerinden 3,67)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: Can YÜCEL, can yücel şiirleri, Can Yücel'in edebi kişiliği, Can Yücel'in şiir anlayışı, Can Yücel'in şiir üslubu, Can Yücel'in tüm şiirleri, ünlü şairler ve şiirleri, Yeşil Şiir

Ay! Ay! Ay! – Can YÜCEL

Kategori Can YÜCEL, Şiirleri yazar QaOs
Ara 16 2010
Konuyu görüntüle.

AY! AY! AY!

Şu gökteki ay var ya      
Şu boktan şu yarım ay  
Bakarsan bakarsan bakarsan  
Bi tek sözüme bakıyor benim  
dolunay olmak için  

O bana bakıyor  
Ben ona.  
O bana bakıyor  
Ben ona,  
Hepimiz ama  
Hepimiz  
Hepimiz  
Bakıyoruz hep birbirimize  
bakıyoruz hep bakıyoruz  
ADAM olmak için hep  

Ay! Ay! Ay!  

O bana bakıyor  
Ben ona.  
O bana bakıyor  
Ben ona  
Canım yanarcasına  
Ne zaman  
Ama ne zaman olacak bu iş?  

Bakıyorum bakıyorum da aya  
Bakıyorum da ayın ayaklarına  
Yatırmışlar yine Ahmed’i falakaya

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (5 oy, Şuan: 5 üzerinden 3,80)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: Ay Ay Ay, Can YÜCEL, Can Yücel Ay Ay Ay şiiri, Can Yücel hakkında bilgi, can yücel şiirleri, Can Yücel'in edebi yaşamı, Can Yücel'in şiir anlayışı, Can Yücel'in şiir üslubu, Can Yücel'in tüm şiirleri, ünlü şairler ve şiirleri

Baharla Ölüm Konuşması – Can YÜCEL

Kategori Can YÜCEL, Şiirleri yazar QaOs
Ara 16 2010
Konuyu görüntüle.

BAHARLA ÖLÜM KONUŞMASI

I

Memelerim koparıyor
Yüzyıl süren bir yalnızlık
               dile gelmişçesine
Nasıl nasıl bir sevinç yarabbi!
Ve ağrıya
        ağrıya tabi,
                ağraya
                    ağraya ağbi..

Nakkaş Tepe de ancak
                  bezmimize böyle gelmiştir
Gelincikleri ve Nazım Hikmet’leriyle
Yerbilimsel bir hapisten sonra

II

İçimdeki karanlığı patlatacağım
Zifiri bir su akacak
              kamışımdan toprağa
Bir kedi yavrulayacak
                köpek dişli bir kedi
Ve böğürtlenler köpürecek ağzından
Yedikçe
          kendi
                 kendini
                        mayhoş
Ya da Posta Nazırı dedemden kalma
Mors’un en morundan bir karga
Konacak karşıki direğin doruğuna
Düşmanlarım öyle doldurmuşlar ki onu
Ne kadar taşlasan boş
           oynamıyor yerinden
Ben kargadan korkmam ama
            bunun gözleri baykuş
Ve tüyleri güngörmedik deniz dipleri kadar ıslak
Ve ötüyor
        ötüyor
             ötecek
Beni ışığa bağlayan
         (Bağlayın beni ışığa!
         Gerin telleri gerin!)
         beni  ışığa bağlayan
           o gelin telleri
           o gelin telleri
             kopuncaya dek…
Akpembe bahar yelkenleriyle
Güneşin rüzgarına gerilmiş
          bir badem ağacı gibi…
İçimdeki karanlığı patlatacağım
Ve beynimin en ölümcül yaşlarıyla
                ağlaya
                   ağlaya
Yepyeni bir insan
     pırıl pırıl bir can
              bitecek toprağa…

III

İki çöpçü geliyordu karşıdan.
Biri
(Aynen Selahattin-i Eyyubi Haçlılar
Seferinden, sanırsın, pos bıyıklarıyla
Tarihin, süpürmeye gelmiş Prens Adalarını)
Öbürüne
(Marmara’yı bizim Yaşar Küklopsunun o
  Anavavza gözüyle dünyanın en güzel
  atlarının neredeyse ineceği e biraz
  genişçe bir çakır su gibi görüyordu,
  eminim)
Eyitti kim:
  Halk Partisi’nin solunda bir parti olsa
  Hiç dinlemez oyumu ona veririm

IV

Sevda Tepesinde geçen gün
Karşıki masanın altında
İki tane tavuk gördüm
Toprakla yıkanıyorlardı
Eşeledikleri çukurda
İnsanlar için de belki ölüm
Toprakla bi tür
Yıkanmaktır diye düşündüm

V

Üşüyor mu deniz
      üstüne boşandıkça yağmur?
Ondan mı dersin
      tüyleri böyle ürperiyor?

Ben de gidersem bi gün bu biçim bi sağnakta
Alı al moru mor bir sandal gibi acaba
Yıllar sonra yılmayıp yine
Çarpar mı yüreğim yurdumun sahillerine?

VI

Buket diye bahçeli bir meyhane vardı Yenişehir’de
Yıkıldı çoktan GİMA var şimdi yerinde

Kenarı küpelerle çevrili o küçücük havuzun
Yamacında bir masa
Cahit Ağabeyle otururduk yaz gecelerinde
Fıskiyenin serpintisiyle sırılsıklamdı muşamba
Zaten Cahit’in gözleri daim yaşlı
“Şunu siliver!” derdi garsona
“Şu muşambayı siliver, mirim!”
Ne Cahit kaldı, ne Buket, ne fıskiye
Yine de bu bahar öğlesinde
Fıskiyenin üstündeki o kırmızı top gibi
-İsterse kalpten olsun, isterse-
Hop hop ediyor ya yüreğim bi düziye

VII

Ruhum sıkıldıkça, ruhum,
Mızrapsız bir tambur gibi
Apayrı bir hava çalıyor vücudum

Ruhum sıkıldıkça ruhum,
Senden ayrı, kendimden ve kentten ayrı
Apayrı bir hava çalıyor vücudum

Kalk gidelim, kalk gidelim başka yere!
Başka yere, başka yere, başka yere!

Ruhum sıkıldıkça, ruhum,
Cemil Beysiz bir tambur gibi
Kendi kendini çalıyor vücudum

VIII

Yalıların surları boyunca giderken Kanlıca’da
Duvarda bir gedik ilişti gözüme
Uydurdum gözümü deliğe:
Bir bahçe
Bahçe değil bir havuz
Havuz değil bir bahçe
Üstü nilüfer kesmiş silme

O nefti yapraklarıyla gelmiş
O aksarı çiçeğiyle
Ne hevesle gelmiş kim bilir bu güzelliğe!
İnsanoğlu beni görsün diye mi?
Bahçede oysa
     Bahçedeki bir havuz
Bir havuz ki bir bahçe
Ne in var ne cin ne bey ne ağa
Surları da çekmişler dört bir yanına
Bizler de varmayalım diye bu uçmağa
Sade bir garibim yavru kurbağa
Serilmiş o ortası çukur
O sal gibi yaprağa
Yarı suyun içinde
Yarı yansımış ışığa
Pırıla pırıl yeşile yeşil
Rezil mi rezil
Başladı birden haykırmağa
Başladı inin cinin ağanın beyin
Ne kendi görüp ne kimseye gösterdiği
Çevresine bizler görmeyelim diye
Surlar çektiği
O kimsesiz güzele türkü yakmağa

Şairim ben
Benim işte o kurbağa

IX

Hep ölümü çalacak değil a Zangoç
Bu da
Sema’yla Asaf’ın kızına
Hoşgeldin demek için

 

Oysa
Ne kadar
Ne kadar
Ne kadar yalnız
Sanıyordum kendimi demin

X

Atkestanelerini geçen süvari ışıklar
Er-erken kaldırmış hanımellerini
           tühallah üşüyecekler!
Ve zeytinler eski Rum tenteneleriyle
Esen yel!
Esen yel!

Kim gördü böyle gül yiyen horoz
Tanyeri kokuyor sesi…
Yuvarlandıkça sanki bayırdan aşağı
     hapiste dolmuş bir şarap şişesi
Öbür horozlar da ayaklanıyor
     merdiven nakışlı ibikleriyle
Ve balkonlardan sarkarken
     düşleri bebelerin
      bir albayrak yarışı gibi
Horozlar nev-icad ediyorlar denizi
Hırsızlar!
Hırsızlar!

Ve deniz
  levent gölgeleriyle Turgut Reis’in
Bütün bu dizelerden alınıyor
Bir ala
   bir mora  kesiyor yüzü
Esen yel!
Esen yel!

Bu sabah
    bir firardır
        kan-davasından bir çocuk
Kuşluk vaktine kalmadan önce
Güneşin kurşunlarıyla vurulacak

Ve akşamladı mıydı çamlar
              ve karadı mıydı
Tepelerde
Tepelerde
Öyle güzel ki esen yel
Esen yel!
Esen yel!

Bu sabah
ve bu bahar
     bir firardır
Baruta koşan bir fitil
İfil
İfil
Öyle güzel ki esen yel!
Esen yel!
Esen yel!
Öyle güzel
Öyle güzel ki
Esmese de
Esmese de
Güzel

XI

İçimden bir his bırakmıyor beni ölmeceye.
İçimden bir his.
Bir his ki
Çapraz oturmuş denizin kıyısına
Taş
Taş
Taş
Derken bir GÜNEŞ!
Tıpkı Üsküdardaki
Şemsi Paşa Camisi gibi.
Sen iskeletlerle değil diyor bana
Sen iskelelerle kuracaksın cesedini
Ve öyle köpeksin ki sen
Öldükten sonra bile
Yılmaz’ın UMUDundaki
Paytonların ardından
Koşacaksın hep
Geleceğe
Çın
Çın
Çın

Ve karnımın gevşemesine karşın
Taş..larımdaki tarçın
Bırakmıyor beni ölmeceye
Evet diyemiyorum
Diyemiyorum ki evet
O hayırlı
O hayırlı geceye

XII

Ben de
Boğaziçi de bu bahar
Mavi sakalına erguvanlar takmış
Sarhoş bir İskele Babası kadar
Hem delikanlı
          hem deliler gibi ihtiyar 

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (3 oy, Şuan: 5 üzerinden 2,67)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: Baharla Ölüm Konuşması, Can YÜCEL, can yücel şiirleri, Can Yücel'in edebi kişiliği, Can Yücel'in hayatı, Can Yücel'in şiir anlayışı, Can Yücel'in şiir üslubu, Can Yücel'in tüm şiirleri, ünlü şairlerin şiirleri

Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim – Can YÜCEL

Kategori Can YÜCEL, Şiirleri yazar QaOs
Ara 16 2010
Konuyu görüntüle.

BEN HAYATTA EN ÇOK BABAMI SEVDİM

Ben hayatta en çok babamı sevdim
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
Çarpık bacaklarıyla -ha düştü ha düşecek
Nasıl koşarsa ardından bir devin

O çapkın babamı ben öyle sevdim
Bilmezdi ki oturduğumuz semti
Geldi mi de gidici – hep, hep acele işi
Çağın en güzel gözlü maarif müfettişi
Atlastan bakardım nereye gitti
Öyle öyle ezber ettim gurbeti

Sevinçten uçardım hasta oldum mu,
Kırkı geçerse ateş, çağırırlar İstanbul’a
Bi helallaşmak ister elbet , diğ’mi oğluyla!
Tifoyken başardım bu aşk oy’nunu,
Ohh dedim, göğsüne gömdüm burnumu,

En son teftişine çıkana değin
Koştururken ardından o uçmaktaki devin,
Daha başka tür aşklar, geniş sevdalar için
Açıldı nefesim, fikrim, canevim
Hayatta ben en çok babamı sevdim.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (9 oy, Şuan: 5 üzerinden 4,56)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim, Can YÜCEL, can yücel şiirleri, Can Yücel'in edebi kişiliği, Can Yücel'in eserleri, Can Yücel'in şiir anlayışı, Can Yücel'in şiir üslubu, Can Yücel'in tüm şiirleri, ünlü şairlerin şiirleri

Bir Cin Şiiri – Can YÜCEL

Kategori Can YÜCEL, Şiirleri yazar QaOs
Ara 16 2010
Konuyu görüntüle.

BİR CİN ŞİİRİ

Davacı zengin, davalı yoksulsa
Zenginden yana işler yasa

Davacı yoksul, davalı zenginse
Davalıda kalır yine nizalı arsa

Davacı da davalı da zenginse davada
Özür diler çekilir aradan kadı

Davacı da davalı da yoksulsa, bak,
Sade o zaman işte yerin bulur hak

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (4 oy, Şuan: 5 üzerinden 4,00)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: Bir Cin Şiiri, Can YÜCEL, can yücel şiirleri, Can Yücel'in edebi yaşamı, Can Yücel'in şiir anlayışı, Can Yücel'in şiir üslubu, Can Yücel'in tüm şiirleri, ünlü şairler ve şiirleri

Çalar Saat – Can YÜCEL

Kategori Can YÜCEL, Şiirleri yazar QaOs
Ara 15 2010
Konuyu görüntüle.

ÇALAR SAAT

Birden bire uyuyacağım
Bunca uykulu uykusuzluktan sonra
Sanki papatyalar açacak balkonumun önünde
Kediler gelip içine sıçacaklar
Gübre…
Uyuyacağım herkesi uyutmak için değil
Uyandırmak için
Ben hep böyle yaşadım
Herkesi uyandırmak için
Vakti saati değildi belki
Belki de ben
Beceremedim…

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, Şuan: 5 üzerinden 2,00)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: Çalar Saat, Can YÜCEL, Can Yücel Çalar Saat şiiri, Can Yücel'in eserleri, Can Yücel'in sanat yaşamı, Can Yücel'in şiir anlayışı, Can Yücel'in şiir üslubu, Can Yücel'in tüm şiirleri, ünlü şairlerin şiirleri

Fındık Faresi – Can YÜCEL

Kategori Can YÜCEL, Şiirleri yazar QaOs
Ara 11 2010
Konuyu görüntüle.

FINDIK FARESİ

Kafka’nın “Fare” öyküsü üzre,
Gözüme nasıl büyük görünürdü
Şu Sirkeci Garı’nın lokantası!
Sekiz-on yıl kapalı durup yeniden açıldığında.
Gittim baktım ki götiçi kadar kalmış
O hangar gibi yer…
Garsona sordum: Niye küçülttüler, dedim burasını?
Yok, amca, dedi, dokunmadılar hiç enine boyuna.
Siz fazla şişmanladığımızdan, size öyle geliyor.
Doğru dediği belki de…
(Üstelik garson Kafka’nın gençlik resimlerinden birine pek benziyordu.)
Ola ki yaşlandıkça, yaşlanıp şişmanladıkça,
Hiçdurma küçülen bu zemin-vatan ve tavan arasında
dönmüşümdür ben de Kafka’nın faresine…
Yarın, meselâ, orta yerimden çatlasam ne lâzım gelir?…
Yine de içimden bir ses: Sen sen ol! diyor,
Kafka’nın öyküsündeki fare emsal,
Cirit oyna oynayabildiğin kadar,
Bulduğun neyse mekân!
Ellerin, ayakların ve çükünle değilse de,
Hâlâ genç kalan aklınla koşmaca oyna,
Duvarlara vursan da başını,
O tavanarası kadar kaldığında cürmün ve cirmin,
Ölmek ki senin
başlayıp da bitiremediğin
allah bilir kaçıncı bin şiirin…

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 oy, Şuan: 5 üzerinden 1,50)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: Can YÜCEL, Can Yücel Fındık Faresi şiiri, Can Yücel'in edebi kişiliği, Can Yücel'in eserleri, Can Yücel'in şiir anlayışı, Can Yücel'in şiir üslubu, Can Yücel'in tüm şiirleri, Fındık Faresi, ünlü şairler ve şiirleri

Nur İndi – Can YÜCEL

Kategori Can YÜCEL, Şiirleri yazar QaOs
Ara 11 2010
Konuyu görüntüle.

NUR İNDİ

Kış kışlada kışlar iken
Karakuşi bir yazıylan
Kışkışlanıp, kışkışlanıp
Akkuğulu yazmalarla
İne inmez yazılara
Elif oldu ne demezsin
Teliflerim, teleflerim
Sivil oldu savaşlarım
Onbeş gündür kardı yağdı
Daha da yağacakmış eyvah
Yarına kalmaz görürüm
Bütün çocuklarıyla çocukluğumun
Ve tuşları üzerinde -İLAHİ- bir orgun
Nur baba gibi geçerken Bach

Zeyil
Bu sulu kar ve bu pespaye şiir
Sürerse bu minval üzre
Bizi bilmem ama, aziz karilerim
Gözlerimde hüzünlü ve tütsülü bir tebessüm
Yarına kalmaz, ben, fücceten ölürüm…

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz Oylanmamış)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: Can YÜCEL, Can Yücel Nur İndi şiiri, can yücel şiirleri, Can Yücel'in edebi kişiliği, Can Yücel'in hayatı, Can Yücel'in sanat yaşamı, Can Yücel'in şiir anlayışı, Can Yücel'in tüm şiirleri, Nur İndi, ünlü şairler ve şiirleri

Pul Pul – Can YÜCEL

Kategori Can YÜCEL, Şiirleri yazar QaOs
Ara 11 2010
Konuyu görüntüle.

PUL PUL

Sağ gözü ağladı önce, durduğu yerde,
Ne acıdığından, ne de kederinden;
Zati ilk düşen damlada
Ne insanlar, ne kendisi vardı…

Koştular çırılçıplak,
Mağara duvarlarına çizilmiş ceylan gözleri,
Koştular, koştular sahile;
İlk düşen damlada deniz vardı…

Şaşırdılar, utandılar da birbirlerinden
Daldılar, daldılar derine
Nefesleri, nefesleri kesilinceye dek;
Işıklı bitkiler içinde
Işıklı balıklar gördüler,
Şaşırdılar, şaşırdılarda …
Zati ilk düşen damlada güneş vardı

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (Henüz Oylanmamış)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: Can YÜCEL, Can Yücel hakkında bilgi, Can Yücel Pul Pul şiiri, can yücel şiirleri, Can Yücel'in eserleri, Can Yücel'in şiir anlayışı, Can Yücel'in tüm şiirleri, Pul Pul, ünlü sairler, ünlü şairlerin şiirleri

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Hakkımızda
  • Manzara Resimleri
  • İletişim

ŞAİRLER

  • Ahmet ARİF
    • Hayatı ve Eserleri
    • Şiirleri
  • Ahmet Hamdi TANPINAR
    • Şiirleri
  • Ahmet Muhip DIRANAS
    • Şiirleri
  • Arif Nihat ASYA
    • Şiirleri
  • Asik Veysel ŞATIROĞLU
  • Attila İLHAN
    • Şiirleri
  • Aziz NESİN
    • Şiirleri
  • Behçet NECATİGİL
    • Şiirleri
  • Cahit KÜLEBİ
    • Şiirleri
  • Cahit Sıtkı TARANCI
    • Şiirleri
  • Can YÜCEL
    • Şiirleri
  • Cemal SÜREYA
    • Şiirleri
  • Fuat Edip BAKSI
    • Şiirleri
  • İbrahim SADRİ
    • Şiirleri
  • Kahraman TAZEOĞLU
    • Şiirleri
  • KARACAOĞLAN
  • Nazım Hikmet RAN
    • Hayatı ve Eserleri
    • Şiirleri
  • Necip Fazıl KISAKÜREK
    • Şiirleri
  • Orhan Seyfi ORHON
    • Şiirleri
  • Orhan Veli KANIK
    • Şiirleri
  • Özdemir ASAF
  • Rıfat ILGAZ
  • Robert DESNOS
    • Şiirleri
  • Sezai KARAKOÇ
    • Şiirleri
  • Ümit Yaşar OĞUZCAN
  • Victor HUGO
    • Şiirleri
  • Yahya Kemal BEYATLI
    • Şiirleri
  • Yılmaz ERDOĞAN
    • Şiirleri
  • Ziya GÖKALP
    • Şiirleri

Arşiv

  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Temmuz 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Aralık 2010

Metalar

  • Kayıt Ol
  • Giriş
  • Valid XHTML
  • XFN
  • WordPress
Alt yapı Wordpress | “Blend” from Spectacu.la WP Themes Club | sohbet odaları