duygusal şiirler

etiketler)

Şimdi Gidiyorsun – Kahraman TAZEOĞLU

– QaOs
ŞİMDİ GİDİYORSUN

şimdi gidiyorsun
git
oysa senden tek bir damla istemiştim
sana kocaman bir deniz sunmak için
şimdi gidiyorsun
git

ne zaman başladı bu hikaye
anımsamak zor
gençtim
hazırda fırtınalarım vardı dört nala sevdalarım
komazdı öyle üç-beş nöbetleri
geceler içimi acıtmazdı böyle

bir insan bu kadar eksilebilir mi

hatırlarsan sesine uyku kaçmış bir adamvardı
bu şehrin biryerlerinde
düşler ormanının gece bekçisi derdin sen ona
gözlerinde gizledi o seni sen bilmedin
o adam bendim unuttun mu
bak sevdiğin adam gülmeyi bile unuttu
seni unutamadı

işin kolayına kaçmadım
uğruna ölmedim yani
uğruna ölünecek sandığım biri için yaşadım hep
sen bunu da bilmedin
ben bir bakışına bin anlam yükledim
sen aşka kestirmeden gittin
bir hayatın özetini bırakıp avuçlarıma
şimdi gidiyorsun
git
bana karanlığın ne demek olduğunu öğretmeden
bütün ışıklarımı söndürüyorsun

bu cehennem cinayetlerini işliyorsun
sonra bunlara intihar süsü veriyorsun
yazıklar olsun yazıklar olsun
susuyorsun susuyorum susayacaklarım bitmiyor
hani sen sevdiğini
yarı yolda bırakacak kadar yüreksiz değildin
düşmemeyi öğretecektin nerdesin nerdesin

uzun lafın kısası yoktur
anlatacağım çok şey var
hoyrat bir rüzgar gibi geldin
aklımı hayatımı dağıttın
şimdi gidiyorsun
git

daha ayrılığa bile çarpmadan
aşk bize döndü
bir yılan gibi soktun koynuma kimsesiz geceleri
artık ölüm sana dokunamamaktan kötü değil
ama sana dokunmak da yasak bana
göz çukurlarımdaki karanlık bunu anlatır
sen var ya sen
allah kahretsin

yani şimdi
gözleri sana benzeyen bir kızım olmayacak mı
yani şimdi başkaları mı sevecek seni
ben saçlarını okşadığım zaman
ellerin öksüz kalırdı
şimdi gidiyorsun git

Arama Kelimeleri:


Usta – Kahraman TAZEOĞLU

– QaOs

USTA

Umrumdan taşıyor zamansızlığım.
İsmin içimde titriyor, sesin sesime düşüyor; ses veriyorum…

Oysa sen en sağır yarasın yüreğimde…

Gözlerini günceme düşürdüğümden bu yana,
yorgunum gitmelerin tümüne.
Gözlerini günceme düşürdüğüm günden bu yana,
dipnotlarda çürüyor sevda adına ne varsa…

Meğer ne çok beklemişim gelmeyişlerini.
Sen beni anlarsın be usta
ne garip sıkıntıdır şu suskunluğuma en uygun makamı bulamamak.
İçimin buz kestiği yerden çıkıp geliyorsun gözlerime.
Sen geldiğinde ise düşürmüş oluyorum düşünden kendimi…

Yitikliğimize – Kahraman TAZEOĞLU

– QaOs
YİTİKLİĞİMİZE

Birbirimize dokunmalarımız korkak kelebeklerdir,
dokununca renkleri yıkılan…
Çünkü küskün çocuklar inanmazlar.
Ki inanmak küskün bir çocuğun en büyük kan kaybıdır.
Susarım içimde bir yangın başlar.
Dokunsam arta kalan sen, kül olan ben.
Taş duvarlar yanmaz bilirim.
Büyük yangınların isini giyinirler.

(ama nafile..
hiçbir kalem ve hiçbir ben, sonraki sayfada aynı sen’i bulamıyoruz.
uzaklar hep uzak kalıyor sevdaya…
sen yine de artık sesime düşme.)

Her gece gözlerimden hatıralar çalınmış.
Bir denizci ağ atmış yalçınlaşmış düşlerime…
Düşmüşüm.
Bir ses… giden gitmiştir demiş…
Susmuşum…
Bir baharın bedeliydi bu…

Arama Kelimeleri:


Yitirilmiş Ne Varsa – Kahraman TAZEOĞLU

– QaOs
YİTİRİLMİŞ NE VARSA

Çirkin çiçeklerle dolu katil bahçelerinde dolaştım,
Dalgındım,
Bıçak sırtı yaşamalarım, penceresizliğim
Ve öksüz düşlerim vardı ceplerimde,
Uğultusuzluğumu özlemiştim,
Hala bir ceylan ağlıyordu içimde,
hiç yoktan vurulan..

Senin şehirlerin uyurken,
Benim gözlerimi bıçakladılar.
Kör bir balıkçıyım şimdi,
Denizlere sarılıyorum
Hiç görmediğim vapurlara el sallıyorum
Rüyalarım da yaşlanmıyor

Kaybolan eylül gemilerimi,
Sonbahar sesiyle çağırsam gelir mi?
Ah vurulası yüreğim
Süpüremedin kapından yalnızlığı
Örselenmiş paslı yüreğim

Ellerim yumuk orman karanlıkları omuzlarımda
Ve ardından ağlayan ezgisiz türkülerdi gözlerim
Senin gözlerinin pusuna saklanıp
Senden kalan bu yıkıntılar arsında
Bizi büyüten ellerini aradım,
Öpülesi ellerini

Susuşlara prangalı dil
Kanlı düşler kuyusunda
Ölüm çığlıkları atabilir

Gözyaşı göllerinde durulanmalar vaktinden geliyorum
Sonunu hep unuttuğum
Dilsiz şarkılarım vardı inleten
Şimdi o şarkılar beni unuttu

Yıkık kentler konuşmaz bilirim
Cam kırıkları ve kırık dallar var
İncinen yüreğimin yaralarında
Ve bilir misin?
Güller hiç uyanmaz bu vadide
Gözlerin düşer aklıma
An gelir şavkın vurur yüzüme
O zaman vakit ölüm olur dudağımda
Kaçsam yakama yapışır gözlerin

Yılları ve yolları
Ödünç aldım
Yastığımdaki çukura dolan korkulu geceden
Düş düşkünü çocukluğumu çalmış namlı sevdalılar
Üstüne üstlük sensizim
Yani gölgesiz dolaşıyorum
Artık intiharlarda öldürmez beni
Yüreğimde konaklayan hüzünler
Senden gelir

Al dün gece seninle yoğurdum bu şiiri
Ekmek buğusu mübarekliğinde
Sıcacık
Nasıl olsa sana çıkmayan yol yok
Kaybolabilirim kuytularda
Dalıp dalıp giderim başka diyarlara
Bir gün dönmeyiveririm

Ama sen
Yine de biriktir gözyaşlarını
Belki bir gün
Tutuşturur seni bensizlik
Belki bir gün
Sende beni ağlarsın
Hoyratım benim

Şafaklar düşmüş alnına
Kırlangıçlar uçmuş koynuna
Bak
Hala aynı şarkıda irkiliyoruz

Bu aşkın adresi dursun sende,
Kelepçeli kuşlar
Yuva karmadan gözlerimize,
Belki geri döneriz
Ve geri veririz birbirimize
Yitirilmiş ne varsa

Arama Kelimeleri:


Unutulmuş Yaralarıma Tuzdur Adın – Kahraman TAZEOĞLU

– QaOs

UNUTULMUŞ YARALARIMA TUZDUR ADIN 

unutulmuş yaralarıma tuzdur adın..
kavgadır kalbimin gözündeki fer….
bir devrimin eskimiş yüzüyüm…
derinimde puslu ihtilaller
yanmış süt kokulu sabahların eşiğinde bekleyen gece!
bana göz kırpıyor kalabalık yalnızlığım şimdi arsızca…
fütursuzca
kimi nerde arayacağımı sordum mavi gözlü hüzne
dedi “geç! aşkı geç!…”
geçemedim….

yedi geceyi geçtim.
yedi güvercin vurdum. yedi yıldız biçtim.
yedi nehir içtim.
yedi dağ ezdim. yedi yemin verdim. yedi gül derdim.
ve yedi kez titredim bakışlarının sırtında.
bir eren geçiverdi içimden o vakit.
dedim “kimi, nerde arayayım?!”
dedi “vur! aşkı vur!..”
vuramadım…

bir tutam hayat buldum. kokmuştu.
çekilmişti bütün suları. unutulmuştu bütün sözler.
ve sanki görmek için kapanmıştı gözlerin ayağına ölüm.
ölüm kör müydü?
bir cebinde birikmiş kan buldum kullanılmış hayatın.
alıp bağrıma bastım.
sonra biraz daha yokladım ve bir and buldum sol dikişte.
dedim” kimi, nerde arayayım?!”
dedi “sök! aşkı sök!..”
sökemedim…

bir şiir yazdım kalbine.
içinde kalbin hiç geçmedi.
bir çığlık çığırdım utancın yüzüne.
karanlık çatladı.
kalbin ıssızlığına yağmur gibi düşürdüm şimşekleri.
ve gözlerime çark ettim karabasanları.
bir elimi sana verdim ötekini aramadım bile.
bir yangın geçiverdi yamacımdan.
dedim ” kimi, nerde arayayım?!..”
dedi ” kır! aşkı kır!..”
kıramadım…

eşkıya bir kahır biçti ömrümü
sonrasında canhıraş kavgalar..
küskün ölümler…
aynı yollardan geçtim..
farklı sehpalarda idam edildim
ve unutmanın en deli yükünü taşıdım ben,
sözlerinin kahpe yüzünde!!!
yalanın ve ihanetin insafsızlığı bendeydi…
benden soruldu uykusuzluğun yük olduğu gecelerin hesabı!
aşkı geçemedim, vuramadım, sökemedim, kıramadım!!!
kendime kaldım…
kendimi topladım. tuttum elimden.
bağladım gözlerimi
“aşk!” dedim attım içime seni…
sonrası kimsenin kalbini meşgul etmeyecek kadar basit:
içimde bir sen aşk içinde…
içimde bir ben bir sen içinde
içimde bir biz bin hiç içinde…

sırrın kalemine perde indirdim
ve ben bir kez daha ye-nil-dim!!!

Aşkın Yalan Olduğunu Söylemediler Bana – Kahraman TAZEOĞLU

– QaOs

AŞKIN YALAN OLDUĞUNU SÖYLEMEDİLER BANA 

Aşkın yalan olduğunu söylemediler bana,

Bu yüzden yara bereyim gönül evimde…
Kaşlarımdaki öfkeyi susturacak söz bulamıyorum lugatımda!
Yakışmıyor artık sana susmalar tadını kaçırdın yıllarca.

Aramıza boyumuzdan büyük ayrılıklar koydun oldu mu?

Bende kalabalığın tenhalaşıyor yavaştan…

Meltem esmiyor nicedir, fırtınalar susmadı henüz.

Hayat anlamsız geliyor tutunamıyorum canıma…
Ben hiç mutluluktan delirmedim ama;

Delirmekten mutluluğu aşkta öğrendim.
Neden herkes bakışlarını üstüme yapıştırmış bana bakıyor?

Biliyorum, çok çirkinim.

Kimin yüreğinin zilini çalsam açılmaz kapılar ardında kalırım kimsesizliğimden…

Oysa ben düşlerin pembesini yüreğimin görünmezliğinde saklarım…

Temiz hayallerimden kurşun yemek öldürüyor içime sığmayan umutlarımı:

Yine de her gece mektuplar yazarım sana hiç okumayacağın.

Yüzün flulaştı gözümde, aklım yavaş, yavaş seni unutmaya yelteniyor sevgili!
O duyumsuz bakışlarından aldığım yitik anlamı göğsümde tutuyorum…
Geç bastırılmış bir yalnızlık ihtilali için MERHABA!

bu yüzden zehirli geceler bırakıyorum ve seni onarıyorum kendimi yaralayarak.

Yalnızlığımdan bir sen çıkarıyorum sensizlik büyüyor yanımda…
Mor bir ölüm giyiniyorum sensizliğimin, sessizliğinde…

Seni çıkarıyorum hücrelerimin beyinden kan revan her parçan,

Ben kanıyorum gözlerimden sen düşerken.

Seni bende devleştirmeseydim bu kadar

Sen de bilmeyecektin farkının farkındalığını sevgili!…
Sen de unutamayacaksın yar beni…

Her şarkıda biraz beni hatırlayacak sevgimi bırakıyorum yüreğine usulca Haykırarak farkında olmasan da.
Göm şimdi beni aklının dehlizlerine sana da bu yakışır sevgili!
Beni saçlarının toroslarında uyut,

Beyaz gelinliği sen giydir başımın mezarına!
Sonranın azı, mor dağların eteğinde ölüm kusacak aşkın ciğerlerimden…

Bu ölüm beni de korkutuyor ama;

Gelsem yoksun, gelmesen ölüm oluyorum; nedir bu ters denklem anlamıyorum!
Ve ben seni bilmesen de, hala çok seviyorum…

Arama Kelimeleri:


Ben Kimsenin Her Şeyi Olamıyorum – Kahraman TAZEOĞLU

– QaOs
BEN KİMSENİN HER ŞEY OLAMIYORUM

ben acılarımın üstüne sünger çekip ayrılırım aranızdan
ben bu yeryüzünün en yalnız çocuğuyum
yaşadığım yerlerin yabancısı
ne sözlerim para ediyor buralarda
ne de yaşamak uğruna verdiğim kavgalar
okuduğum şiirler, terennüm ettiğim şarkılar işe yaramıyor
ben kimsenin herşeyi olamıyorum…
kimse benim yalnızlığım olmuyor.

yaşamak yalnızlık üzerine söylenmiş bir şarkıdır
yalnızlığım bir şarkı oluyor gittiğim her yerde
gittiğim her yerde ayak izlerin oluyor.
gözlerin gelince aklıma her şey berrak,
adın anılınca her şey daha bir anlam kazanıyor.
gittiğim her yerde sen oluyorsun
ve sen hiçbir yerde bulunmuyorsun
ve ben kimsenin herşeyi olamıyorum…

gel uykuma gir, uslu bir çocuk gibi dağıt saçlarımı
dürtmeden uyandır beni, ürkütmeden günaydın de
sıcacık bir öpüşle depreştir yüreğimi
bu ağır postallarla sana gelinmez üzgünüm
sen deli yürek, saçlarına rüzgardan tokalar yaptırmışsın
şimdi bir atın yelelerine bağla, kurtar beni
rüzgardan uçurtmalar yaparım sana inan
ellerimde sevgiler büyütürüm sıcacık
senin deniz kokusu saçlarına hasretim
korkunç bir gün geçirdim, bunu nasıl anlatsam?
tel örgülere çarpıp geri dönen gövdemi sana sevdiremem, ne de kimseye…
ellerimi kuytularda saklıyorum
ben kimsenin herşeyi olamıyorum…
ellerimi kuytularda saklıyorum, utanmayasın diye
utanmayasın diye karanlık yazıyorum
ben en çok bir çiçeğe uzanmaktan korkarım
çiçeğe dokunmayan ince parmaklarımdan
kan kırmızı güller saklıyorum parkamda
kar beyaz kesilmiş dudaklarına inat
beni dağıtabilirsin artık, vurabilirsin güzel kız!
seni bana sormasınlar,
yorgunum üstelik parasızım, pasaportsuzum.
yaşamak yalnızlık üzerine söylenmiş bir şarkıdır.
yalnızlığım bir şarkı oluyor gittiğim her yerde
gittiğim her yerde ayak izlerin oluyor.
ben kimsenin herşeyi olamıyorum…
olamıyorum…

Unutulmuyor İşte – Kahraman TAZEOĞLU

– QaOs
UNUTULMUYOR İŞTE

Unutulmuyor nice sevdalar bekliyorda
Gitmeye yürekmi kaldı söylesene
Gözlerinde içimi törpülediğim kadın
Şimdi insanlara bakıyorum
Çoğunun bekleyeni ,ömrüne bir ömür daha ekyeni var
Diyorlar ki küsme aşka daha kimler gelecek kimler gececek
Bilmiyorlar ki en son giden herşeyimi götürdü..
Bilmiyorlar ki en son giden daha sonra gelecekleri bile götürdü….
Şimdi ben bu eskitilmiş gençliğimle
Yaşımı tersden yazıp öylece giden bir senin ardından
Kime hangi sevgimi vadedecem söylesene silinmiş harfim benim
Ellerimi tutana bulaşacak kokun
Soluğumu paylaşan harflerini yutacak
Oysa ben yutkunamayacağım bile
Kurudu boğazım sen gideli
Ki sana aldığım son buket bile kurumamıştır daha
Çürümedi vurduğum yer
Gözle görünmez darbeleri gidişinin
Öyle bir yer kanıyor ki içimde kanım var her damlanın içinde
Senle aldığım nefesleri vermedim daha
Senle aldığım nefesleri, sensiz verdiklerimle sıvamaya çalışıyorum
Tıkanıyorum işte ,soluğum kesiliyor
Giderken bir zamanlar bendeliğini de götürseydin ya
Yada zıttı olmayan bişey yapsaydın sen gibi
Tanıyorum ben seni geldesem gelmezsin
Gidersin git desem
Ve gidersem bigün neylersin
Hiç birsey söylemeden benden bir nefes duymadan kalsam
Sen hiç susmasan ben çıt duymasam
Kalsan neylerim
Yıkımdan çoğaltırımda seni bütün enkazlardan sağ çıkarırım bizi
Ey yar görüyorsun ya sonunda yine aşk kaybediyor
Hayat kazanıyor..
Sen benim susuzumluğumu dindirecek yağmuru bulamadın
Ben senin yağmurunu yağdıracak o bulutu
Düş/tün kalkma sakın bu ayaklanış
Sana ölümden yakın
Ben yaşarım sen yokken
Ya ben sende sandığından çoksam
Ben varım senin yokluğun kadar dünyadaki yerim
Sen kendini bulursan eğer yaşarken olmayacak
Sen dilediğince varım de bende yerin kalmıyacak
Seçtiğin yaşamın son sayfasını okur gibi oluyorum
Ve yaşamın son sayfasını,yaşamanın ön sözüne gururla bakıyorum
Elimi uzatırken tutmaya vaktin yoktu
Bize bir adım varken gelecek gücün bitti
Mutluluğu sığdıracak yüreğini arıyorken
Tutkumun o kör gözü,o yağlı ipi çekti
Şimdi farkına bile varamayacaksın bu ölümün
Öyle derin bi uyku bekliyor ki seni
Uykundan düşünü calsalar haberin olmayacak
Hep susmayı istiyordun işte sana dilsiz bir göç
Gün olurda uyanırsan beni değil kendini seç
Tadın damağımda,acın içimde hala
Ne için aglasam gözlerimden akan
Sen gittikten sonra biriktirdiğim yaşlar
Öyle bir bittikki biz
Öyle bir gittik ki bu şehirden
Ama ,ama unutulmuyor işte
Ellerinin dokunulmazlığı
Gözlerinin bakılmazlığı
Seninle geçen her anın başa alınmazlığı
Unutulmuyor işte..

Vedalar Soğuk Olur Sıkı Giyin – Kahraman TAZEOĞLU

– QaOs

VEDALAR SOĞUK OLUR SIKI GİYİN

İncinecek hal kalmadı bende, sana sadece bir tavsiye;
Vedalar soğuk olur, sıkı giyin!Üşüyorum…
duracağım burada
gidişini seyredeceğim
kıpırtısız, sakin gibi görüneceğim
kavgasız olacak, fırtınasız olacak
saçma sapan olacak
organlarım birbirine vuracak
arkandan sessiz bakacağım
ben yine salağı oynayacağım…hayalleri taştan bir sevdaydı bizimkisi.
kırılmazdı. yağmura kara dayanıklıydı.
çığ olup düşerdi de kendine zarar vermezdi.
kopmazdı.
gidişler dönüşlere gebeydi de, hep acıtırdı her el sallayış.
özlemler acıydı. yürek dabırsızdı.
her dönüş, doğuştu aslında yeniden.
ölüp ölüp dirilmek gibi değil de, erince doğmaktı.
ama
önce hayaller öldü! (cenaze meydanda kaldı, ulu orta)
gönlüme bir kor düşer
gitme öyle zamansız
önce hayaller biter
yanar külsüz dumansız
acıyorum… ya da acıyorlar…
elimde kalanları sayamıyorum.
nasıl sayabilirim. ateş altında heryerim…
dokunulamıyorum, onarılamıyorum, dona kaldım yanarken.
sadece acıyorum, acınılıyorum…
demişler inanmış, ağlayışları geçer sanmıştım.
bir maddeyim… bedenim var senden kalan.
benden gotürdüklerini isteyemiyorum.
sen giderken sen olsaydın, benden gitmezdin.
sen olmadın belki de hiç!
bilmiyorum sensizliği…

baharlar hiç gelmez
mevsim hep kış olur
günlerime güneş doğmaz
hislerim uyur

takvimleri kopardım attım sen giderken. saatleri kırdım…
zaman’dan söz edilmesini istemiyorum artık…
kış! soğuk işte. herkese olduğu gibi…
derlerdi hep de inanmazdım, vedalar soğuk olur, sıkı giyin!
ben bahardan kalmayım…
sana yangındım,
ama sensiz üşüyorum… ve uyuyorum… hala!

dilimden hiç düşmez
adın hasret olur
yüreğimde sızı dinmez
gülmek güç olur
acı işte. hangi hecesinden tutarsan tut bu böyle.
ne sancım diner, ne ağrım. sattım 3 kuruşa gülüşlerimi…
bak gamze gamze dolmuyor yüzüm.
bak acı! bak yaş! bak soğuk!
bakma… anlamayacak kadar uzağız artık.
haa soğuk. demişlerdi zaten… ama yapacak birşeyim yoktu.
sonunu bile bile lades dedim ben… mahkumdu!

ayrılıklar yara açar yara üstüne
yağmur ağlar sensizliğe iç çekişime
sensiz olmaz bu yerlerde dünya dar olur
eğer gidersen bu aşka çok yazık olur
gittin… :’(
yüklemin öznesi mühim değil aslında. gidildi. onarılmaz yaralarımız var artık.
susuz tokluk arıyoruz belki de.
yazık oldu mu? bilmem… olur mu?
sadece üşüdüğümü hissediyorum…
vedalar soğuk olurmuş,
“ben yolculuklara senle çıkmaya alışkındım oysa…”