Kahraman Tazeoğlu’nun eserleri

etiketler)

Şimdi Ne Desem Kar Yağıyor – Kahraman TAZEOĞLU

– QaOs
ŞİMDİ NE DESEM KAR YAĞIYOR

sana anlattıklarım neleri susuyor bir bilsen
ve anlatmadıklarım neleri söylüyor?

boğazımı yırtarcasına susuyorum
ya verilmekten yıpranan cevaplardayım.
ya sorulmamaktan solan sorularda
sen ıslatmasını bilmeyen bir yağmur oldun
her akşam.
ben ıslanmasını bilmeyen ahmak
bu yüzden aşık olamadık sırılsıklam.

pimi çekilmiş coğrafyalarda
zaman ayarlı bir aşkın en tesirsiz parçasıydım.
ve ben günah şeridinde hatalı sonlanandım

az gittim, uz bittim, hiç geldim!!!

uyurken bile uykusuzluk akan gözlerinde
kaçan trenlerin hesabını istasyonlara kesen
kalabalıkta unutulmuş bir yalnızdım
kendine kaçak yolcular bindiren,
her yolcu da kendini ihbar eden!

kalbime girmek tehlikeli ve yasaktırlarla
yaşamamaya kalkışıyorsun hayata
ve ben senden yırtılma bir yelkenle
aynı yöne gittikçe aynı yere geldim
sonumu baştan yazdım;
içimde hala bana ilk aldığın acım!
gece, sabahı da siyah kusuyor üstüme
aklıma yaprakların dökülüyor
bugün aklımda sen vardın;
aklımı karıştırmadım!
artık biliyorum.
aşk bir intihar saldırısıdır; yalnızca iki kişinin öldüğü!
aşka nişan alıp ayrılığı ıskalayan acemi
hala gözlerinde kalp kapaklarım

“seni almadan içimden nasıl giderim?”

ve sen kaç kez bu hırsla sevildin
koca koca kışları;
kısa kısa şubatları biriktirdin.
susku sınanmamış bir ustura gibidir
susardın.
iç denizine sığınmış gemileri yakan bir limandın
bak şimdi gönülsüz gittiler senden;
gönlünü çaldıkların !!!

yazmadıklarından korkarsın en çok yaşadığın hiçbir şey de
ve adın gibi bilirsin;
aramayı unutan bulmayı öğrenemez
bugünler dünlerinden utanıyorsa
hiç yarın olamayacaklar
şimdi ne bugünsün ne de yarın
olsa olsa sadece bir yarım;
ya da eksilen yanım!
an kaybından ölen zaman
senden daha katilini bulamadı kendine
gelseydin eğer kendimi bile kovardım yanımdan
gelmedin yine kendimsiz kaldım ardından
dünyanın bütün dillerinde sustum ve bir şair bıraktım geride
ekmeğini aşktan çıkaran!

“sustalı bir aşk senin ki
sesinle çıplaklaşıp suskunluğumla giyiniyorum”

korunak sandığım tüm senlerde
içimde yoktan başka bir şey kalmadı
ruh ölünce cesedi beden taşıyor sırtında
iki büklüm acılarla.
patlasam her yere acı sıçrayacak biliyorum
patlamamaya hazır bir bomba oluyorum
ben mi çok yorgundum sen mi çok dinç?
bende mi eksikti sen de mi fazlaydı sevinç?
dilsizler yalan söyleyemez anladım,
ya ben konuşamadım ya sen sağırdın!

her şeye rağmen bana öyle çok sığdın ki
içimde kimseye yer bırakmadın
bildiğim; ağaç misali toprağa bağlandıkça gökyüzüne uzamak
çelişkim; giden bir tren de kalanların şarkısını haykırmak
hangi dil kendini kandırabilir ki?
aşk bir suç değil mi ;
her defasında kendini ihbar edip yakalatan.
ve en saf ihanet, kendi ihanetine kanan
senin gibiler vakitsiz susan aşkı severler
seni bu kör kuyulardan salan neyin şarkısıysa
gözlerinin kahvesinden içtiğimde oydu

“şimdi eksilen her yanıma adını verdim
bu yüzden güzelim ben”

dudağını düğümlediğim fırtınaları kopardım sonunda bir bardak su da
ben hancı sen soncu
sana dayanamadı bıçak kemiğe dayandığı kadar
elbette unuturum sonunda
en fazla bir mevsim ağlarım
alışırım yalancı baharlara ama;
ama yine de biri beni kandırsın yokluğunda
sen bu şiiri okurken ben başka bir şiir de olacam
başkasının kollarında da senin yollarını adımlamak varmış meğer
sana anlattıklarım ne çok şey susuyor
ve sustuklarım neler söylüyor

gittin değil mi?
şimdi ne desem kar yağıyor…

Arama Kelimeleri:


Usta – Kahraman TAZEOĞLU

– QaOs

USTA

Umrumdan taşıyor zamansızlığım.
İsmin içimde titriyor, sesin sesime düşüyor; ses veriyorum…

Oysa sen en sağır yarasın yüreğimde…

Gözlerini günceme düşürdüğümden bu yana,
yorgunum gitmelerin tümüne.
Gözlerini günceme düşürdüğüm günden bu yana,
dipnotlarda çürüyor sevda adına ne varsa…

Meğer ne çok beklemişim gelmeyişlerini.
Sen beni anlarsın be usta
ne garip sıkıntıdır şu suskunluğuma en uygun makamı bulamamak.
İçimin buz kestiği yerden çıkıp geliyorsun gözlerime.
Sen geldiğinde ise düşürmüş oluyorum düşünden kendimi…

Arama Kelimeleri:


Unutulmuş Yaralarıma Tuzdur Adın – Kahraman TAZEOĞLU

– QaOs

UNUTULMUŞ YARALARIMA TUZDUR ADIN 

unutulmuş yaralarıma tuzdur adın..
kavgadır kalbimin gözündeki fer….
bir devrimin eskimiş yüzüyüm…
derinimde puslu ihtilaller
yanmış süt kokulu sabahların eşiğinde bekleyen gece!
bana göz kırpıyor kalabalık yalnızlığım şimdi arsızca…
fütursuzca
kimi nerde arayacağımı sordum mavi gözlü hüzne
dedi “geç! aşkı geç!…”
geçemedim….

yedi geceyi geçtim.
yedi güvercin vurdum. yedi yıldız biçtim.
yedi nehir içtim.
yedi dağ ezdim. yedi yemin verdim. yedi gül derdim.
ve yedi kez titredim bakışlarının sırtında.
bir eren geçiverdi içimden o vakit.
dedim “kimi, nerde arayayım?!”
dedi “vur! aşkı vur!..”
vuramadım…

bir tutam hayat buldum. kokmuştu.
çekilmişti bütün suları. unutulmuştu bütün sözler.
ve sanki görmek için kapanmıştı gözlerin ayağına ölüm.
ölüm kör müydü?
bir cebinde birikmiş kan buldum kullanılmış hayatın.
alıp bağrıma bastım.
sonra biraz daha yokladım ve bir and buldum sol dikişte.
dedim” kimi, nerde arayayım?!”
dedi “sök! aşkı sök!..”
sökemedim…

bir şiir yazdım kalbine.
içinde kalbin hiç geçmedi.
bir çığlık çığırdım utancın yüzüne.
karanlık çatladı.
kalbin ıssızlığına yağmur gibi düşürdüm şimşekleri.
ve gözlerime çark ettim karabasanları.
bir elimi sana verdim ötekini aramadım bile.
bir yangın geçiverdi yamacımdan.
dedim ” kimi, nerde arayayım?!..”
dedi ” kır! aşkı kır!..”
kıramadım…

eşkıya bir kahır biçti ömrümü
sonrasında canhıraş kavgalar..
küskün ölümler…
aynı yollardan geçtim..
farklı sehpalarda idam edildim
ve unutmanın en deli yükünü taşıdım ben,
sözlerinin kahpe yüzünde!!!
yalanın ve ihanetin insafsızlığı bendeydi…
benden soruldu uykusuzluğun yük olduğu gecelerin hesabı!
aşkı geçemedim, vuramadım, sökemedim, kıramadım!!!
kendime kaldım…
kendimi topladım. tuttum elimden.
bağladım gözlerimi
“aşk!” dedim attım içime seni…
sonrası kimsenin kalbini meşgul etmeyecek kadar basit:
içimde bir sen aşk içinde…
içimde bir ben bir sen içinde
içimde bir biz bin hiç içinde…

sırrın kalemine perde indirdim
ve ben bir kez daha ye-nil-dim!!!

Aşkın Yalan Olduğunu Söylemediler Bana – Kahraman TAZEOĞLU

– QaOs

AŞKIN YALAN OLDUĞUNU SÖYLEMEDİLER BANA 

Aşkın yalan olduğunu söylemediler bana,

Bu yüzden yara bereyim gönül evimde…
Kaşlarımdaki öfkeyi susturacak söz bulamıyorum lugatımda!
Yakışmıyor artık sana susmalar tadını kaçırdın yıllarca.

Aramıza boyumuzdan büyük ayrılıklar koydun oldu mu?

Bende kalabalığın tenhalaşıyor yavaştan…

Meltem esmiyor nicedir, fırtınalar susmadı henüz.

Hayat anlamsız geliyor tutunamıyorum canıma…
Ben hiç mutluluktan delirmedim ama;

Delirmekten mutluluğu aşkta öğrendim.
Neden herkes bakışlarını üstüme yapıştırmış bana bakıyor?

Biliyorum, çok çirkinim.

Kimin yüreğinin zilini çalsam açılmaz kapılar ardında kalırım kimsesizliğimden…

Oysa ben düşlerin pembesini yüreğimin görünmezliğinde saklarım…

Temiz hayallerimden kurşun yemek öldürüyor içime sığmayan umutlarımı:

Yine de her gece mektuplar yazarım sana hiç okumayacağın.

Yüzün flulaştı gözümde, aklım yavaş, yavaş seni unutmaya yelteniyor sevgili!
O duyumsuz bakışlarından aldığım yitik anlamı göğsümde tutuyorum…
Geç bastırılmış bir yalnızlık ihtilali için MERHABA!

bu yüzden zehirli geceler bırakıyorum ve seni onarıyorum kendimi yaralayarak.

Yalnızlığımdan bir sen çıkarıyorum sensizlik büyüyor yanımda…
Mor bir ölüm giyiniyorum sensizliğimin, sessizliğinde…

Seni çıkarıyorum hücrelerimin beyinden kan revan her parçan,

Ben kanıyorum gözlerimden sen düşerken.

Seni bende devleştirmeseydim bu kadar

Sen de bilmeyecektin farkının farkındalığını sevgili!…
Sen de unutamayacaksın yar beni…

Her şarkıda biraz beni hatırlayacak sevgimi bırakıyorum yüreğine usulca Haykırarak farkında olmasan da.
Göm şimdi beni aklının dehlizlerine sana da bu yakışır sevgili!
Beni saçlarının toroslarında uyut,

Beyaz gelinliği sen giydir başımın mezarına!
Sonranın azı, mor dağların eteğinde ölüm kusacak aşkın ciğerlerimden…

Bu ölüm beni de korkutuyor ama;

Gelsem yoksun, gelmesen ölüm oluyorum; nedir bu ters denklem anlamıyorum!
Ve ben seni bilmesen de, hala çok seviyorum…

Arama Kelimeleri:


Ben Kimsenin Her Şeyi Olamıyorum – Kahraman TAZEOĞLU

– QaOs
BEN KİMSENİN HER ŞEY OLAMIYORUM

ben acılarımın üstüne sünger çekip ayrılırım aranızdan
ben bu yeryüzünün en yalnız çocuğuyum
yaşadığım yerlerin yabancısı
ne sözlerim para ediyor buralarda
ne de yaşamak uğruna verdiğim kavgalar
okuduğum şiirler, terennüm ettiğim şarkılar işe yaramıyor
ben kimsenin herşeyi olamıyorum…
kimse benim yalnızlığım olmuyor.

yaşamak yalnızlık üzerine söylenmiş bir şarkıdır
yalnızlığım bir şarkı oluyor gittiğim her yerde
gittiğim her yerde ayak izlerin oluyor.
gözlerin gelince aklıma her şey berrak,
adın anılınca her şey daha bir anlam kazanıyor.
gittiğim her yerde sen oluyorsun
ve sen hiçbir yerde bulunmuyorsun
ve ben kimsenin herşeyi olamıyorum…

gel uykuma gir, uslu bir çocuk gibi dağıt saçlarımı
dürtmeden uyandır beni, ürkütmeden günaydın de
sıcacık bir öpüşle depreştir yüreğimi
bu ağır postallarla sana gelinmez üzgünüm
sen deli yürek, saçlarına rüzgardan tokalar yaptırmışsın
şimdi bir atın yelelerine bağla, kurtar beni
rüzgardan uçurtmalar yaparım sana inan
ellerimde sevgiler büyütürüm sıcacık
senin deniz kokusu saçlarına hasretim
korkunç bir gün geçirdim, bunu nasıl anlatsam?
tel örgülere çarpıp geri dönen gövdemi sana sevdiremem, ne de kimseye…
ellerimi kuytularda saklıyorum
ben kimsenin herşeyi olamıyorum…
ellerimi kuytularda saklıyorum, utanmayasın diye
utanmayasın diye karanlık yazıyorum
ben en çok bir çiçeğe uzanmaktan korkarım
çiçeğe dokunmayan ince parmaklarımdan
kan kırmızı güller saklıyorum parkamda
kar beyaz kesilmiş dudaklarına inat
beni dağıtabilirsin artık, vurabilirsin güzel kız!
seni bana sormasınlar,
yorgunum üstelik parasızım, pasaportsuzum.
yaşamak yalnızlık üzerine söylenmiş bir şarkıdır.
yalnızlığım bir şarkı oluyor gittiğim her yerde
gittiğim her yerde ayak izlerin oluyor.
ben kimsenin herşeyi olamıyorum…
olamıyorum…

Git – Kahraman TAZEOĞLU

– QaOs
GİT

şimdi gidiyorsun
git
oysa senden tek bir damla istemiştim
sana kocaman bir deniz sunmak için
şimdi gidiyorsun
git

ne zaman başladı bu hikaye
anımsamak zor
gençtim
hazırda fırtınalarım vardı dört nala sevdalarım
komazdı öyle üç-beş nöbetleri
geceler içimi acıtmazdı böyle

bir insan bu kadar eksilebilir mi

hatırlarsan sesine uyku kaçmış bir adamvardı
bu şehrin biryerlerinde
düşler ormanının gece bekçisi derdin sen ona
gözlerinde gizledi o seni sen bilmedin
o adam bendim unuttun mu
bak sevdiğin adam gülmeyi bile unuttu
seni unutamadı

işin kolayına kaçmadım
uğruna ölmedim yani
uğruna ölünecek sandığım biri için yaşadım hep
sen bunu da bilmedin
ben bir bakışına bin anlam yükledim
sen aşka kestirmeden gittin
bir hayatın özetini bırakıp avuçlarıma
şimdi gidiyorsun
git
bana karanlığın ne demek olduğunu öğretmeden
bütün ışıklarımı söndürüyorsun

bu cehennem cinayetlerini işliyorsun
sonra bunlara intihar süsü veriyorsun
yazıklar olsun yazıklar olsun
susuyorsun susuyorum susayacaklarım bitmiyor
hani sen sevdiğini
yarı yolda bırakacak kadar yüreksiz değildin
düşmemeyi öğretecektin nerdesin nerdesin

uzun lafın kısası yoktur
anlatacağım çok şey var
hoyrat bir rüzgar gibi geldin
aklımı hayatımı dağıttın
şimdi gidiyorsun
git

daha ayrılığa bile çarpmadan
aşk bize döndü
bir yılan gibi soktun koynuma kimsesiz geceleri
artık ölüm sana dokunamamaktan kötü değil
ama sana dokunmak da yasak bana
göz çukurlarımdaki karanlık bunu anlatır
sen var ya sen
allah kahretsin

yani şimdi
gözleri sana benzeyen bir kızım olmayacak mı
yani şimdi başkaları mı sevecek seni
ben saçlarını okşadığım zaman
ellerin öksüz kalırdı
şimdi gidiyorsun git

Vedalar Soğuk Olur Sıkı Giyin – Kahraman TAZEOĞLU

– QaOs

VEDALAR SOĞUK OLUR SIKI GİYİN

İncinecek hal kalmadı bende, sana sadece bir tavsiye;
Vedalar soğuk olur, sıkı giyin!Üşüyorum…
duracağım burada
gidişini seyredeceğim
kıpırtısız, sakin gibi görüneceğim
kavgasız olacak, fırtınasız olacak
saçma sapan olacak
organlarım birbirine vuracak
arkandan sessiz bakacağım
ben yine salağı oynayacağım…hayalleri taştan bir sevdaydı bizimkisi.
kırılmazdı. yağmura kara dayanıklıydı.
çığ olup düşerdi de kendine zarar vermezdi.
kopmazdı.
gidişler dönüşlere gebeydi de, hep acıtırdı her el sallayış.
özlemler acıydı. yürek dabırsızdı.
her dönüş, doğuştu aslında yeniden.
ölüp ölüp dirilmek gibi değil de, erince doğmaktı.
ama
önce hayaller öldü! (cenaze meydanda kaldı, ulu orta)
gönlüme bir kor düşer
gitme öyle zamansız
önce hayaller biter
yanar külsüz dumansız
acıyorum… ya da acıyorlar…
elimde kalanları sayamıyorum.
nasıl sayabilirim. ateş altında heryerim…
dokunulamıyorum, onarılamıyorum, dona kaldım yanarken.
sadece acıyorum, acınılıyorum…
demişler inanmış, ağlayışları geçer sanmıştım.
bir maddeyim… bedenim var senden kalan.
benden gotürdüklerini isteyemiyorum.
sen giderken sen olsaydın, benden gitmezdin.
sen olmadın belki de hiç!
bilmiyorum sensizliği…

baharlar hiç gelmez
mevsim hep kış olur
günlerime güneş doğmaz
hislerim uyur

takvimleri kopardım attım sen giderken. saatleri kırdım…
zaman’dan söz edilmesini istemiyorum artık…
kış! soğuk işte. herkese olduğu gibi…
derlerdi hep de inanmazdım, vedalar soğuk olur, sıkı giyin!
ben bahardan kalmayım…
sana yangındım,
ama sensiz üşüyorum… ve uyuyorum… hala!

dilimden hiç düşmez
adın hasret olur
yüreğimde sızı dinmez
gülmek güç olur
acı işte. hangi hecesinden tutarsan tut bu böyle.
ne sancım diner, ne ağrım. sattım 3 kuruşa gülüşlerimi…
bak gamze gamze dolmuyor yüzüm.
bak acı! bak yaş! bak soğuk!
bakma… anlamayacak kadar uzağız artık.
haa soğuk. demişlerdi zaten… ama yapacak birşeyim yoktu.
sonunu bile bile lades dedim ben… mahkumdu!

ayrılıklar yara açar yara üstüne
yağmur ağlar sensizliğe iç çekişime
sensiz olmaz bu yerlerde dünya dar olur
eğer gidersen bu aşka çok yazık olur
gittin… :’(
yüklemin öznesi mühim değil aslında. gidildi. onarılmaz yaralarımız var artık.
susuz tokluk arıyoruz belki de.
yazık oldu mu? bilmem… olur mu?
sadece üşüdüğümü hissediyorum…
vedalar soğuk olurmuş,
“ben yolculuklara senle çıkmaya alışkındım oysa…”

Öldüm Ulan – Kahraman TAZEOĞLU

– QaOs
ÖLDÜM ULAN

Sancıyan gecelerin ağırlığınca girdim hastalıklı uykularıma.
Başucumda acabalarla beynime inen saat tik takları,
Kalk git ona der gibiydi.
Dokunsan kar gibiydim parmaklarında.
Kopsan, buzul…
Acının negatifi basıyor sözlerimi.
Öldüm ulan üşümekten! Kapat/sana gözlerimi.

Vapursuz bir iskele gibi kaldım.
Mutedil dalgalı yorgunluğum.
Soysuzlaşan bir yanılgı gibi kıvrandım deliliğin biz, aşkın; sen halinde.
Meğer uçuruma yaslanmışım.
Düşünce anladım.
Girdabının burgusunda söndürmüşüm közlerimi.
Öldüm ulan düşmekten! Kapat/sana gözlerimi.

Gittin; sanki Annem öldü.
Gittin ve beni kendime uğurladın.
Kimse kendine benim kadar yoksul değildir.
İnsan kendini kendisizlikte nasıl bulur?
Bir haciz gibi girdiysen içime,
Bu benim kendime olan borcumdandır.
Sanki bir kuş gagalıyor beynimi.
Öldüm ulan düşünmekten! Kapat/sana gözlerimi.

Yaşamla aramı açacak yaralara göz yumuyorum.
Sana ağır yaralanmayı seviyorum.
Kan kaybından gülüyorum.
Dramlardan çalınmış bir ölüm gelir şimdi suzinak makamında.
Aşk yapışmıştı o gece boğazıma.
Kurtulsam ölecektim.
O yüzden aram açık aramla…
Nicedir oyunbozanım; susuyorum sözlerimi.
Öldüm ulan küsmekten! Kapat/sana gözlerimi

Her gemide bir fırtına izi saklıdır.
Bundandır kendi gözyaşlarımızda boğulmalarımız.
Saçların ağlıyor mu hala bilmiyorum ama kayboluyorsan dallarında,
Bu senin kendine sarmaşıklığındandır.
Bir kişinin yalnızlığının kaçla çarpımıdır iki kişinin yalnızlığı?
Ve kaç yalnızlık çıkar bir kişinin yalnızlığından?
Sus! Biliyorum.
Yalnızlık yokluğun avuntusudur.
Binlerce gündür boğazıma usturayım.
Özgürlükte çürüyor uçurtmamın çıtaları.
Dua et de ölümün farkına varmadan ölelim.
Öldüm ulan ölmekten! Kapat/sana gözlerimi.

Arama Kelimeleri:


Sesine Uyku Kaçmış Adam – Kahraman TAZEOĞLU

– QaOs
SESİNE UYKU KAÇMIŞ ADAM

Bir adam vardı bu şehrin bir yerlerinde
Sesine uyku kaçmış bir adam
Ağlasa duyardınız
Yağmur şırıltısı gibi yağardı düşler ormanına
Yüzü silik bir adamdı
Gözlerinde
En çok da gözlerinde saklıydı hüznü
Bu yüzden kısardı gözlerini

Buz gibi sessizdi o
Sesine uyku kaçmış bir adamdı
Ne zaman düş kursa
Çocukluğunun soğuk günleri gelirdi aklına
Gençliğinin
Deli fişek günlerine yazgılıydı yazgısı
Vadesi dolmamış toprakların
İnce tortularında saklıydı ruhunun gizemliliği

Ve bir gün
Bir şeylerin intikamını bıraktı ardında
Bir türlü alamadığı

Şapkalı günlerin umut kokan güvercinleriyle birlikte
Gitti bu şehirden
Sesine uyku kaçmış adam
Gecelerdir onu düşünüyorum
Uykularım kaçıyor.

Arama Kelimeleri:


Şehirler Olmasa Anılarımız Ölü Olurdu – Kahraman TAZEOĞLU

– QaOs
ŞEHİRLER OLMASA ANILARIMIZ ÖLÜ OLURDU


ve hep uçurum kenarlarında gülümsüyordun bana
nicedir kendimi biriktiriyorum herşey aşka varır diyerek
ve utanmadan ağlayabiliyorum artık gidişlerine
bir tek sen çıkıyorsun şehirden tüm kalabalıklar yalnızlaşıyor
içi boşalmış bir kente içtiğim antları kusuyorum
“yanındayım” diyorsun en yanım bayramlanıyor

geceleri molasız geçiyorum şehirleri
bir aşka bir ölüm yetmiyor bu çağda
gecemin en zifiri yanını kemiriyor bir sırtlan
ve leşim bir aşkı kusmaya and içiyor
sönmüş olsa da

gölgeme bile sözüm geçmiyor artık
oysa ben şehir çocuğuyum
yani yorgunum
her karanlık bir kent kursa da bana
içinde ellerin olmayan herşey sadece kalabalık

bilir misin yanımdaki
düşler kırılarak çoğalır
ve yoklaşarak azalmak
bir varoluş şeklidir çaresizliğin
çünkü güneşi terk edenler çabuk ölür
elleri tütün kokulu gece yalnızları
nikotin biriktirir gece nöbetlerine
bu yüzden
bütün çay bardaklarına dudak izim bulaşıyor
buralarda ölmek ve gülmek arasında fark kalmamış
sürüyorum kendimi
büyük sevdalarını küçük korkulara yedirtenlerin şehrinden
ömrüm!
kendine saklı bir kent bul
yarin gözlerinden yapılmış