Nazım Hikmet’in Piraye’ye yazdığı şiirler

etiketler)

Mektup 4 – Nazım Hikmet RAN

– QaOs

( Piraye için yazılmış saat şiirleri )
MEKTUP 4

Sıcaklar bildiğin gibi değil
ve ben ki yalı uşağıyım,
deniz ne kadar uzak…

İkiyle beş arası
cibinliğin altına uzanarak
ter içinde
kımıldanmadan
gözlerim açık
dinliyorum sineklerin uğultusunu.
Biliyorum:
şimdi avluda
duvarlara çarpıyorlardır suyu,
kızgın, kırmızı taşlar tütüyordur.
Ve dışarda, otları yanmış kalenin eteğinde
bir kezzap aydınlığı içindedir
simsiyah kiremitleriyle şehir…

Geceleri birdenbire rüzgâr çıkıyor.
sonra kayboluyor birdenbire.
Ve karanlıkta canlı bir mahluk gibi soluyup,
yumuşak, tüylü ayaklarıyla dolaşarak
bizi bir şeylerle tehdit ediyor sıcak.
Ve zaman zaman
ürpermelerle duyuyoruz derimizin üstünde
bir korku halinde tabiatı…

Bir zelzele olabilir.
Zaten üç günlük yere geldi,
salladı çapanoğlu Yozgad’ı.
Ve yerlilerin kavlince:
altı tekmil tuz madeni olduğundan
yıkılacak Çankırı şehri
kıyametten kırk gün önce.
Yatıp bir gece
başın bir kalasla ezilmiş,
çıkmamak sabaha…
Ölümün bu kadar körü ve mendeburu…
Ben yaşamak istiyorum biraz daha,
daha bir hayli yaşamak.
Bunu birçok şey için istiyorum,
birçok
çok mühim şeyler.

Arama Kelimeleri:


Karıma Mektup – Nazım Hikmet RAN

– QaOs

KARIMA MEKTUP

Bir tanem!
Son mektubunda:
“Başım sızlıyor
yüreğim sersem!”
diyorsun.

“Seni asarlarsa
seni kaybedersem;”
diyorsun;
“yaşayamam!”

Yaşarsın karıcığım,
kara bir duman gibi dağılır hatıram rüzgârda;
yaşarsın, kalbimin kızıl saçlı bacısı
en fazla bir yıl sürer
yirminci asırlarda
ölüm acısı.

Ölüm
bir ipte sallanan bir ölü.
Bu ölüme bir türlü
razı olmuyor gönlüm.
Fakat
emin ol ki sevgili;
zavallı bir çingenenin
kıllı, siyah bir örümceğe benzeyen eli
geçirecekse eğer
ipi boğazıma,
mavi gözlerimde korkuyu görmek için
boşuna bakacaklar
Nâzım’a!

Ben,
alaca karanlığında son sabahımın
dostlarımı ve seni göreceğim,
ve yalnız
yarı kalmış bir şarkının acısını
toprağa götüreceğim…

Karım benim!
iyi yürekli,
altın renkli,
gözleri baldan tatlı arım benim;
ne diye yazdım sana
istendiğini idamımın,
daha dava ilk adımında
ve bir şalgam gibi koparmıyorlar
kellesini adamın.
Haydi bunlara boş ver.
Bunlar uzak bir ihtimal.
Paran varsa eğer
bana fanila bir don al,
tuttu bacağımın siyatik ağrısı,
Ve unutma ki
daima iyi şeyler düşünmeli
bir mahpusun karısı

“Karıma Mektup”, Nazım Hikmet’in eşi Piraye’ye yazdığı şiirlerden sadece bir tanesidir.
Piraye; Nazım’ın hiç unutamadığı büyük aşkı… Bir dünya şairine şiirler yazdıran kadın…

Arama Kelimeleri:


Mor Menekşe, Aç Dostlar Ve Altın Gözlü Çocuk – Nazım Hikmet RAN

– QaOs

MOR MENEKŞE, AÇ DOSTLAR VE ALTIN GÖZLÜ ÇOCUK

Abe şair,
bizim de bir çift sözümüz var
«aşka dair.»
O meretten biz de çakarız
biraz..
Deli çığlıklar atıp avaz avaz
burnumun dibinden gelip geçti yaz
sarı
tahta vagonları
ter, tütün ve ot kokan
bir tren gibi.
Halbuki ben
istiyordum ki gelsin o
kırmızı bakır bakracında bana
sıcak süt getiren gibi…
Fakat neylersin,
yaz böyle gelmedi,
yaz böyle gelmiyor,
böyle gelmiyor, hay anasını… şey!..
EEEEEEEEEY…
kızım, annem, karım, kardeşim
sen
başında güneşler esen
altın gözlü çocuk,
altın gözlü çocuğum benim;
deli çığlıklar atıp avaz avaz
burnumun dibinden gelip geçti de yaz,
ben, bir demet mor menekşe olsun
getiremedim
sana!
Ne haltedek,
dostların karnı açtı
kıydık menekşe parasına!

“Mor Menekşe, Aç Dostlar Ve Altın Gözlü Çocuk”, Nazım Hikmet’in büyük aşkı Piraye Hanım’a yazdığı ilk şiirdir.  

Piraye İçin – Nazım Hikmet RAN

– QaOs

PİRAYE İÇİN

Ne güzel şey hatırlamak seni;
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken…

Ne güzel şey hatırlamak seni:
bir mavi kumaşın üstünde unutulmuş olan elin
ve saçlarında
vakur yumuşaklığı canımın içi İstanbul toprağının…
İçimde ikinci bir insan gibidir
seni sevmek saadeti…
Parmaklarının ucunda kalan kokusu sardunya yaprağının,
güneşli bir rahatlık
ve etin daveti:
kıpkızıl çizgilerle bölünmüş
sıcak
koyu bir karanlık…

Ne güzel şey hatırlamak seni,
yazmak sana dair
hapiste sırtüstü yatıp seni düşünmek:
filanca gün, falanca yerde söylediğin söz,
kendisi değil
edasındaki dünya…

Ne güzel şey hatırlamak seni.
Sana tahtadan bir şeyler oymalıyım yine:
bir çekmece
bir yüzük,
ve üç metre kadar ince ipek dokumalıyım.
Ve hemen
fırlayarak yerimden
penceremde demirlere yapışarak
hürriyetin sütbeyaz maviliğine
sana yazdıklarımı bağıra bağıra okumalıyım…

Ne güzel şey hatırlamak seni:
ölüm ve zafer haberleri içinden,
hapiste
ve yaşım kırkı geçmiş iken…

     ”Piraye için”, Nazım Hikmet’in eşi Piraye’ye yazdığı şiirlerden sadece bir tanesidir. 20 yıllık beraberliklerinin yaklaşık 14 yılını Nazım hapiste geçirmiştir. Yalnızca birkaç yıl birlikte olabilmişlerdir. O da baskılar, duruşmalar, izlenmeler eşliğinde…
Piraye, Nazım Hikmet’in hayatında çok önemli bir yere sahiptir. Şairin ilham kaynağı, rehberi olmuştur. Nazım, içeride yazdığı şiirleri Pirayesine gönderirdi ve görüşlerini belirtmesini isterdi. Piraye Nazım için çok iyi bir eleştirmendi ve onun görüşlerine son derece önem verirdi. “Benden uzak, fakat yeryüzünün en akıllı ve en büyük kadınına yakın yaşadım. Beni adam eden, beni insan eden kadının tesiri yaratıcıdır.” Demiştir Nazım eşine bir mektubunda. Piraye’nin, Nazıma yazdığı mektuplar o kadar şiirseldi ki, şair şiirlerini bu mektuplardan esinlenerek yazardı.
Piraye Nazım’ı sevdikten sonra, onun tüm çilelerine ortak olmuş ve bundan hiç şikayet etmemiştir. Aksine büyük bir şevkat, sevgi ve bağlılık göstermiştir eşine. Hatta şair bir mektubunda; ” Sana yazarken öyle içli bir çocuk oluyorum ki mütemadiyen nazlanmak istiyorum.” Demiştir Pirayesine.
Nazım Hikmet, Yaşar Kemal’le sohbetlerinde de eşi pirayeden söz ederken; “Yarısıdır bütün yaşamımın; temelidir şiirimin.” Demiştir. Piraye Nazım için o denli önemlidir ki, edebiyatımızın en önemli eserlerinden biri olan Memleketimden İnsan Manzaraları’nı eşi Piraye’ye ithaf etmiştir.
Nâzım Hikmet, cezaevindeki ilk yıllarında Piraye’ye mektup yazmaya başladığında ceviz ağacından büyük bir tahta sandık yapmış, bu sandığın üzerine “P” ve “N” harflerini kazımış,
ve sandığı Piraye’ye göndermiştir. “Sana yazdığım mektupları bu sandıkta sakla” demiştir. Yüzlerce mektup bugün hâlâ Piraye’nin evinde o sandığın içinde duruyor.
Piraye, Nazım hikmet’ten ayrıldıktan sonra bile onu çok sevmiş ve hiç evlenmemiştir.

Arama Kelimeleri: