Sohbetçi – Şiir

Sohbetçi – Şiir

Şiir tadında blog

  • Sohbet
  • Şiir
  • Sohbetci blog
  • Manzara Resimleri
  • Site Map
  • Google
  • Windows Wallpapers
  • Twitter Arka Planları
  • Manzaralar
  • Slayt
  • Ana Sayfa
  • Hakkımızda
  • Manzara Resimleri
  • İletişim

Bir Nevi Otuzüç Yaş Şiiri – Yılmaz ERDOĞAN

Kategori Şiirleri, Yılmaz ERDOĞAN yazar QaOs
Mar 11 2011
Konuyu görüntüle.

BİR NEVİ OTUZÜÇ YAŞ ŞİİRİ

Artık kısa pantolonlu çocukları
Gençlik parkına götürmüyorlar
Ve anneler trafik lambalarında köylü değiller o kadar
Locadaki farelerden bile kemirgen
Gişeci kadın nur sinemasında
En sevdiğim karate filmi
Tek kollu kahramanımızdı vang yu
Ve ondan çok kollu doğmuştu bruce lee
Ki genç yaşta kaybettik kendisini

Ulan falkonetti seni bir elime geçireceğim var ya
Elektrikler kesilir zengin ve yoksul’un tam ortasında
Ve’nin tam üstünde yani
Hasstir dense de derinden yurttaşın
Elektrik idaresindeki yurttaşa ne o yurttaş
Zırpa pırta elektrik kesiliyor
Diyebilesi yoktur ki

Bir tek kokudur geçmeyen zamanla
Her duyulduğunda
Biraz daha keskinleşen

O zaman amerikan arabaları bizim evin önünde
Dolmuş eylerken caddeyi
Ümit besen de film yapar niye yapmasın ki furyadır bu
Ama seyretmek suça giriyor canım annem
Zaten bu yumurtalı sandöviçlerle
Kesin kovarlar bizi ki
Korkarım her şiire konuk olacak
Mahur bir otlupeynir kokusu süreyya sinemasında
Mübarekler pikniğe gelmişler
Hayır benim kokoş teyzem
Mübarekler hakkari’ den gelmişler

Okul bitimlerinde çamsakızı ağlamalar yok artık
Filiz beni unutma ki hakkari
Unutulmaya müsait bir yerdir
Mektup yaz yoksa çok kurak geçecek bu yaz
Hep saklayacağım hatıra defterime yazdığın
Yazının yanındaki kan damlayan kalbi
Seni seviyorum filiz
Yemin et! bak vallahi!

Yok artık bu kendini şaşırmış
Kendi edasını kendisi bozan cümleler

Niyazi’nin kısalığı uzunların problemi
Aynı zekanın sırasında oturuyoruz
Bozkırımın çilli çocuğuyla avukat oldu sonra
Kimin neresine değer bu nostaljik kırıntılar
Herkesin sandık odası kendine gizemli
Ama kolejli çocuklar nasıl sevişiyor
Ve kızlar yine kolejli onlarda ve taş gibi
Bu kız var ya insanın sevgilisi olsa
Uyku tutmaz adamı
Ama rüyasında başka bir lavuğa vermesin hesabı
Yükseliş’in tuvaletinde kız resmen düşük yapmış
Tabii fevzi de yok
Hepimizin bayıla bayıla yuttuğu
Kolejli çocuk yalanlarını söylesin
Ona kalsa artık sevişmese de olur
Bütün okulu getirip götürmüşlüğü var
Düzliseliliğimize cintonik içiyoruz
Paralı palavralarıyla fevzi’nin
Kolejliden darbe yeme işi ilerideymiş
O zaman bilmiyoruz tabii

Haluk o zaman araba sahibi
Ki biz bisiklet kavgası yapmaktayız daha
Ağbim mustafa’yla
E tabi mobilya dükkanı beş katlı olunca
Olsun yakışır kardeşime ki bazı tandır ısmarlıyor
Siteler dükkana gidince
Nerden baksan kolası ayranı filan
Epey para tutuyor konyalı’dan et yiyorsun kolay değil

Ah pınar! diye girmeli o sokağa
Ey kalçası kendinden güzel kendinden bağımsız insan
O kotu giyiyorsun ya senin değil
Bizim üstümüze
Yapışıyor
Ki levis o zaman herkeste yok
Biz yerli malı dandik kotu
Çamaşır suyuyla amerikanlaştırıyoruz o devir ve
Bir konvers almışım elden düşme ağlaya sızlaya
Babaannem hiçbir marka bilmiyor
Bu pırtıkları mı aldın diyebiliyor konversim hakkında
Ve bir de filiz vermiş pınar’ın annesi bak sen
Ve kader ve songül ve nazire
Ve şu anda adını sayamadığımız
Diyarbakır mantalitesinin kız çocukları
Yakantop en erotik eğlencedir bize

Ah be melike geçme burdan çekirdek çitleye çitleye
Biliyorsun fena oluyor yakan topun
Ateşli kısmı sen gelince
Annesi kuaför ya deli ediyor melike mahallenin istediği zaman fön çekemeyen kızlarını

Senin gibi güzelini bir daha
Göremeyeceğimi bilsem
Ne artisti be
Kapına menteşe olurum

Biliyorum aradan yirmi yıl geçti
Bilmiyorum hangi manasız adamlarla seviştin
Biliyorum çok geç oldu kalkacağız bu dünyadan
Ama seni seviyorum melike
Bu şiire biryerde rastlarsan mutlaka beni ara

Başak dediğin dünyanın en genç orospusu
Sokaktan geçen saçının arkası uzun çocuğu kesiyor
Benim elimi tutarken ki orta ikide henüz
Ben lise birdeyim ki saçlarımı ortadan ayırmaya
Cesaretim yok daha
Seni seviyorum diyor yalandan
Vallahi bak diye and veriyor sahtekar
Ve sahtekarlık benim küçük aşüfteme o kadar yakışıyor
Ve ben kadınların sahtekarlıklarına inanmaya
Öyle erken bir yaşta başlıyorum ki
Biliyorum gülücüğünde tüm erkeklere yer var
Başak’ın

Ama gel gör ki ben o zaman
Böyle entelektüel bakmıyorum hadiseye
Tabii diyorum oğlu sende
Bu burun olduğu müddetçe
Ve skoda bacak durumun düzelmedikçe ki
Herşeyin ameliyatı var bunun yok
Hiçbir kızı tümüyle çıplak göremeyeceksin
Peki saçlarımı ortadan ayırsam?
Gitmez olum manyaklaşma senin kafan üçgen
O vakit doğumgünü partisi yapmaktır tek çare ki
Bu sene benim üçüncü doğuşum olacak bu
Ota boka parti veriyoruz dans ederken ilhan
Bir bacağını sabit tutacaksın akabinde tak
Bacağın kızın iki bacağı arasına sızıyor iyi mi
Önce müzük eye of the tiger yeni çıkmış
Ve bittabii sade kola içiliyor o zaman kızlarla
Ortamda içki varsa zaten büyük hadise
Daha kabız zamanlarımız o zaman, o da şundan
Hani pederden gizli tuvalette sigara içmeler sırasında
E malum tuvaleti frost oluyor
Sigara zayi olmasın sebebi o soğukta
Uzayan tuvalet seansları kabız etti netice
Peki hep mi tuvalet ihtiyacı
İclal yengenin yemekli gecelerinde
Az ye hayvan gören de
Seni evde aç bırakıyoruz zanneder
Ama bu börek değil be kardeşim başka bir şey
Ecevit diyor naif amcam bu işi götürür kadrosu var
Demirel’in yok mu
Koskoca demokrat parti tecrübesi var
Ecevit erbakan’la işe girerse sonu olur bence
Ben onu demiyorum kardeşim diyor necdet amcam ki
O ağbeysine kardeşim dediğine göre kesin hır çıkacak

Allahım ne çok aktif siyaset bu
Pasif insanların hayatında
Kaç hükümet düşürdü kaç devrim yaptılar
Tavuk etli rakı sofralarında küçüklüğümün
Bu kadar sever misin memleketi?
Al! Şımardı işte!
Hadi gel dee hala mı demirel geyiğine girme
O zaman demirel başbakan olarak var ve
Spor yaptığına dair hiçbir emare yok

Yok artık o rakı sofralarındaki
Umutlu umutsuzluk
Hep parayı buldun bulamadın muhabbeti şimdiki

Sülün abla senin kıymetini o astsubay bilmez
Perdenin aralığında görmedi ki seni
Evlendiniz sen de lök diye soyundun
Kostüm zorlama ışık berbat
Hiçbirşey sahiden olmuyor
Ama bizim filmimiz öylemiydi seninle
Yatardık sotaya pencerenin önüne
Ürpertir soğuk gece şehvet neyse işte
Senin odanın ışığı yanar
Nasıl çapkın yüzlük bir ampul
İlk gülme efekti belirir gecede
Hemen susturulur kıkırdayan bizzat gece tarafından
Bir an kaybolur odanın kırsalında
Oyalanırsın on saniye kadar
Derken bir dönersin ki bizim perde aralığına
Allahım sutyen katına!
Ve sülün bir beyaz sutyendir ergenlik çağımın adı
Hani senin assubayın görmediği bile
Hani o gerdek karanlığında alelacele çıkarıp
Yastığın altına tıkıştırdığın
Ben sende kadın meselesini sevdim biliyor musun
Şimdi bırak bu ayakları diyeceksin
Ama samimi söylüyorum
Senden öğrendim tenimde kadın ne iş yaparmış
Eyvah dedim ben şimdi hep bundan isterim
Eteği de mi çıkardın
Yok canım bu kadarına dayanmaz
Uzayan sokağın abazanları
İşte düşleri de gerçeği de öldürecek kadar soluk
Ve bir son yazısı kadar sevimsiz gecelik
Örttü meselenin üstünü.
Yani demem o ki sülün ablam
Biz bilirdik kıymetini
Assubaya verdiler o başka

Bir fiyakayla geldiler seni istemeye
O zaman sıteyşın reno yeni çıkmış
Bagaj kısmında çocuk taşımak marifet o zaman
İşte besili papyonlu bir yeğeni oraya çıkarmışlar
Sen de bizim arabanın kafa sallayan köpeği ol misali

Gittin netice
Sıteyşın bir kederle
Bir daha ne senin kıymetin bilinir
Ne de biz yatabiliriz herhangibir kimseyle
Senin beyaz sutyenin olmadan…

Yok artık kaldırımlarda çekirdek çitleyip
Ayıp şeyler konuşan mahalle çocukları
Teknoloji diyorlar bilgisayar internet şu bu
Eğer geçmemişsen
İnteraktif bir kahve muhabbetinin eleğinden
Senden bibok olmaz açık söyleyeyim
Yalanı yüzde görmek gözde tanımak dolanı
Diye bir şey vardı ki çetleşmelerde bulunmaz
Yok artı subayevlerinin
Salkım tadında dizilmiş bahçelerinden
Gül çalan varoş romantikleri
Kurutup karşılıksız aşklarına vandallayan
Çağla çalmaya gider mi insan babasıyla
Tam dallas’ın oynadığı saatte ki o saatte
Apartmanı götürsen kimsenin ruhu duymuyor
Eee kolay mı olum lusi’ye rey amcası kaymış
Gerçi o sıra amcası olduğunu bilmiyormuş
Ama olsun netice değişmez
Islak çağlalar cepleri nemlendiriyor ya
Nasıl bahar oluyor anlatamam
Veya kırmızıyla daha dün tanışmış bir kiraz tanesinin
Ki cennetin afişi bir gün yapılacaksa
Mutlaka bu kiraz tanesi de bulunmalıdır
Ağza getirdiği bayram sabahı ekşiliği
Ben seni denedim demiştin ya yeter mi sana
Hala utanırım hatırladıkça
Hani kendi kirazlarım dururken
Senden istemiştim de hani….neyse utandım yine.

Yok artık golf sahası ki
Kalın duvar dikenli tel ardından izliyoruz
Elin amerikalısının bizim mahalledeki golf maçını
Tam yirmi yıl golf sahasının kıyısında oturdu ama
Golfün nasıl oynandığını hala bilmez mahalleli
Bazan aralardan kaçak sızmalar yapardık
Hani gelincik toplama hesabına

Ve ancak benim ülkemde
Kovalar çocukları bekçiler
Çiçek topluyorlar diye…

hele bir de golf topu bulduk mu tamamdır
lan oğlum bu topla ne oynuyor bu kerizler

sonra kaldırdılar dikenli telleri
açıldı halkımın parkı halkıma
ama bir daha
asla
gelincik bitmedi orada
bu da kıssamızın acıklı hissesi
bizde faiz yok
hata payı veriyoruz…

ve sevmeyi ne çok severdik
kızları, memleketi
ve faşistlerden ne çok nefret ederdik
faşist dediğin de kurtlu murtlu
elmanın öbür yarısı işte
daha sümüğümüz pantolonumuzda kurumamış
elimizde leo huberman sosyalizmin alfabesi
çeviriyoruz geleni geçeni
hoop nereden geliyorsun bilader
sağcı mısın solcu mu
ben hiçbirşeye karışmıyorum ağbi
yıkın bu ipneyi ot bu!

romantik şiddet diye bir şey vardı yok artık
şiddet öküzleme bir şiddet işte

Herkes katil oldu sonunda
Oysa bir ara
Bazıları kahramandı.

Kim sallar bu kağıt yokluğunda
Çok bölümü tuvalet kağıdına yazılmış şeyleri
Çünkü akasyalar da yok artık
Nasıl açardı bir orospunun
Orasını burasını açması gibi
Bahardan önce gelip baharı çekiştirir gibi

Akasyalar
Yazlık sinemasında ömrümün
Afişi olmalıdır çocukluk bölümünün
Zaten iyi insan bir sevdiği artisti unutmaz
Bir de akasyaları
Eğer ki çocukluğuna açmışsa
Yenir de o biliyorsun
Ondan sonra ne zaman bir kız elini tutsa
Hatırlarsın tadını

Neyse geç oldu ağbiyciğim
Şimdilik bırakalım
İstersen bırakma kağıt bitti zaten
Ama ömür bu hep yazmaya sebep
Nasılsa devam edeceğiz
Yazmaya.
Yaşamaya.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 oy, Şuan: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: Bir Nevi Otuzüç Yaş Şiiri, ünlü şairlerin şiirleri, Yılmaz ERDOĞAN, Yılmaz Erdoğan şiirleri, Yılmaz Erdoğan'ın eserleri, Yılmaz Erdoğan'ın hayatı, Yılmaz Erdoğan'ın şiir üslubu

Hoşçakal Anlatıcı – Yılmaz ERDOĞAN

Kategori Şiirleri, Yılmaz ERDOĞAN yazar QaOs
Mar 11 2011
Konuyu görüntüle.

HOŞÇAKAL ANLATICI

kolları kesiliyor
takatten
alt kattan sesler
ve penceresinde kız çocuğu bir fesleğen kokusu
inadından olacak
evcil daralmaların
kuş yüreğinin içinde bir kafes besler
nefes almadan
sadece vererek koşar
boylu boyunca yaşamanın içine
zira
soyulunca anlaşılıyor asıl
portakalın mucizesi
hoşçakal tabiat
sağol hatırlattığın için
hoşçakal bilim
elimde
binlerce cevapsız kalmış ahize
yüze kapatılmış yüzlerce telefon
hoşçakal anlatıcı
yerini bulamadım anavatanımın
sesinin haritasında
anlattığını anlayamadım beni affet
doğduğum yer biraz sapa
bilirsin
iki kere hoşçakal der
bütün romantikler
hoşçakal anlatıcı
hoşçakal!

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, Şuan: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: Hoşçakal Anlatıcı, ünlü sairler, Yılmaz ERDOĞAN, Yılmaz Erdoğan şiirleri, Yılmaz Erdoğan'in edebi kişiliği, Yılmaz Erdoğan'ın eserleri, Yılmaz Erdoğan'ın sanat yaşamı, Yılmaz Erdoğan'ın şiir üslubu, Yılmaz Erdoğan'ın tüm şiirleri

Mevsimlik Şarkı – Yılmaz ERDOĞAN

Kategori Şiirleri, Yılmaz ERDOĞAN yazar QaOs
Mar 11 2011
Konuyu görüntüle.

MEVSİMLİK ŞARKI

Kanıyor takvimden gamsız ağaçsız
evlatlarını döver gibi seven bir sonbahar
güvertesinde adresini şaşırmış
kayıp bir nisan yağmuru

ömrümün sol anahtarısın
hazan makamının kapısını açan
ne nisanlar gördüm ben
ilkbahardan kaçarken
bir mızrapa tutunan

ne bileyim ben
böyle bir şeydir herhalde
bir mevsimin şarkısı
ya da mevsimlik bir vivaldi sancısı…

ekim kasım işlerini öğrenirken bir keman
ağlamayı bir de,
şarkıya söz yürür,
yeşile aldanır suyun kudreti
ve sen hiçbir zaman
sol anahtarı yaptıracak bir çilingir
bulamazsın
bana kalırsa sen,
ömrümün sonuna kadar,
o şarkının kapısında kalacaksın!

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, Şuan: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: Mevsimlik Şarkı, ünlü şairlerin şiirleri, Yılmaz ERDOĞAN, Yılmaz Erdoğan şiirleri, Yılmaz Erdoğan'in edebi kişiliği, Yılmaz Erdoğan'ın eserleri, Yılmaz Erdoğan'ın hayatı, Yılmaz Erdoğan'ın tüm şiirleri

İşsiz Şiir – Yılmaz ERDOĞAN

Kategori Şiirleri, Yılmaz ERDOĞAN yazar QaOs
Mar 11 2011
Konuyu görüntüle.

İŞSİZ ŞİİR

bu imkansızlıklar
bu yaralar
hepsi,
hepsi insan işi

sevda diye bağıran yüzün,
bir kitabın en sır satırını
okuyan sesin,
beni bana düşman eden,
ağlamaklı gecelerimin
tek temsilcisi
ve hiçbiryerde şubesi
olmayan yüzün
yani baştan ayağa sen…

bu bakışlar
bu bakır tadı
hepsi,
hepsi insan işi
ve insanın insana ettiği
en yalan yemin: AŞK!
hepsi,
hepsi insan işi..

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, Şuan: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: İşsiz Şiir, Yılmaz ERDOĞAN, Yılmaz Erdoğan hakkında bilgi, Yılmaz Erdoğan şiirleri, Yılmaz Erdoğan'in edebi kişiliği, Yılmaz Erdoğan'ın eserleri, Yılmaz Erdoğan'ın hayatı, Yılmaz Erdoğan'ın tüm şiirleri

Karanfil Ölüleri – Yılmaz ERDOĞAN

Kategori Şiirleri, Yılmaz ERDOĞAN yazar QaOs
Mar 09 2011
Konuyu görüntüle.

KARANFİL ÖLÜLERİ

günler güz yanığı
sonsuza giden raylarda gümüş
kum susan çöller gibi
yalana buyruk akıyor
bıkıyor zaman…
senin maviliğinden eser yok
haki yeşil bir yaz
ve tel örgülerde
karanfil ölüleri…

bazı salak kuşlar
konduğu pencerelere tutsak
yalan yanlış konmalara zemin
haki yeşil bir yaz
hasret mavisinde karanfil ölüleri
önünden tren geçen hemzenin hayat
duran zaman
esneyen saatler
amaçsız bir bit yarışı
yürüdükçe uzayan
koştukça beton yollar
ve yollarda
karanfil ölüleri…

limanlarında denizsiz yaşanan
ezan vakti küheylan
kuşluk vakti beyinsiz bir şehir
diken biriktiren bir koleksiyoncu
ve gül kokumsuz çim bahçelerde
karanfil ölüleri…

bezgin çamurlarda
nefsi müdafadır bir tozun direnişi
kimsenin bikinisini çıkarmadığı
haki yeşil bir yaz

ve yarasına işeyen kırık haziran makamında
erotik
karanfil ölüleri…

sormadan konuşan ahmak
yalan değil gölge değil iz hiç değil
sanal bir serinliğe sığınan
çağıl çağıl bir nehir bile değil
çağlayan diliyle ırmamak
ve ırmaklarda
karanfil ölüleri…

yaprağına kırmızı
kıvrımına şarkılar
dallarına suskun bir hayat öpücüğü
ve haki yeşil bir yaz içre yazılan
sıkkın şiirlerde
karanfil ölüleri..

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, Şuan: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: Karanfil Ölüleri, ünlü şairlerin şiirleri, Yılmaz ERDOĞAN, Yılmaz Erdoğan şiirleri, Yılmaz Erdoğan'ın eserleri, Yılmaz Erdoğan'ın hayatı, Yılmaz Erdoğan'ın şiir üslubu, Yılmaz Erdoğan'ın tüm şiirleri

Gürdal İle Konuşma – Yılmaz ERDOĞAN

Kategori Şiirleri, Yılmaz ERDOĞAN yazar QaOs
Mar 09 2011
Konuyu görüntüle.

GÜRDAL İLE KONUŞMA

tam soruyordum
“madem ölecektin
niçin bu kadar güzeldin?”
peçetedeki balığı gördüm
ağlıyordu
niçin ağlar peçetedeki balık diye sordum
bir mendil niye kanarsa ondan
dedi Gürdal.

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, Şuan: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: Gürdal İle Konuşma, ünlü şairlerin şiirleri, Yılmaz ERDOĞAN, Yılmaz Erdoğan hakkında bilgi, Yılmaz Erdoğan şiirleri, Yılmaz Erdoğan'ın eserleri, Yılmaz Erdoğan'ın hayatı, Yılmaz Erdoğan'ın tüm şiirleri

Bildiğin Gibi Değil – Yılmaz ERDOĞAN

Kategori Şiirleri, Yılmaz ERDOĞAN yazar QaOs
Mar 01 2011
Konuyu görüntüle.

BİLDİĞİN GİBİ DEĞİL

Bizi bilirsin;
avuçla su içmeyi
marifet biliriz,
yenilmeyi bir de
kendi sahamızda…

bizi bilirsin;
saçımızı ıslatmayı fiyaka biliriz,
limonla!
tesbih yaparız,
düş kırıklarından..

bizi bilirsin;
ağzının içinde oturmak isteriz
ve rutubetin en yakıştığı yer biliriz
ağzını…

bizi bilirsin;
yaşamak biliriz,
vademiz dolduğunda
avuçlarında gömülmeyi…

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (1 oy, Şuan: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: aşk şiirleri, Bildiğin Gibi Değil, sevgi siirleri, ünlü sairler, Yılmaz ERDOĞAN, Yılmaz Erdoğan şiirleri, Yılmaz Erdoğan'ın eserleri, Yılmaz Erdoğan'ın hayatı, Yılmaz Erdoğan'ın şiir üslubu, Yılmaz Erdoğan'ın tüm şiirleri

Ömrüm Ömrüm – Yılmaz ERDOĞAN

Kategori Şiirleri, Yılmaz ERDOĞAN yazar QaOs
Mar 01 2011
Konuyu görüntüle.

ÖMRÜM ÖMRÜM

mum yanar
mum ışıldar
kendileri yoktur gölgeleri oluşur
ferinden korkulsa da rahmetin
yenilmez toprağa can katmanın kudreti
bir ömre kaç hayat sığar
görülecektir….
mum aydınlar
mum sınar
ayrılık acısı kadar seversin
ve sevmenin coşkusu kadar koyar insana
aşk sözlüğünden ayrılmak

mum yaralanır
mum sürer
kem göz sahibini sürükler
son çağındır artık
fitil kokar
gövdende birikir
senden eriyen parçalar

mum biter
mum söner dibine hayatın
işte yaşadım dediğin
bir mum ömrüdür

eren
ve
eriten kendini….

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (2 oy, Şuan: 5 üzerinden 4,50)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: Ömrüm Ömrüm, ünlü şairler ve şiirleri, Yılmaz ERDOĞAN, Yılmaz Erdoğan şiirleri, Yılmaz Erdoğan'in edebi kişiliği, Yılmaz Erdoğan'ın eserleri, Yılmaz Erdoğan'ın sanat yaşamı, Yılmaz Erdoğan'ın şiir üslubu, Yılmaz Erdoğan'ın tüm şiirleri

Cemre – Yılmaz ERDOĞAN

Kategori Şiirleri, Yılmaz ERDOĞAN yazar Ece
Haz 11 2009
Konuyu görüntüle.

CEMRE

gözüme ilişti gözün
içimde infilak saati!
yasak baktın nikotin sıcaklığıma,
bir sigara daha yaklaşıyor bahar…
ellerin yanında değil,
gemiler kalkıyor avuçlarından
bütün limanlara bir telaş,
yaklaşıyor bahar…
deniz altında bir zindan düşü,
ayıp sarılmalar, lanetli öpücükler
bilinmez bir nemrut esrarı
arkadaş dağlar gibi korkusuz korkular…
kekikler yeşeriyor
yaklaşıyor bahar
bir deliliğin eşiğinde
amansız mekansız
sofrasız
yani aç, ilaçsız
ve
hiçbir şiirin eskitemediği
gözlerin,
gözlerimin önünde
el pençe divan…
bahar damarı çatladı toprağın
bir nefes daha yaklaşıyor bahar.!

Yılmaz Erdoğan bu şiirinde özlemi konu almıştır. Mevsime, aşka, doğaya  hasreti vardır çoğu zaman ..

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (5 oy, Şuan: 5 üzerinden 4,00)
Loading ... Loading ...
Henüz yorum yapılmamış »
Etiketler: cemre, hasret siirleri, ünlü sairler, Yılmaz ERDOĞAN, Yılmaz Erdoğan hakkında bilgi, Yılmaz Erdoğan şiirleri, Yılmaz Erdoğan'ın eserleri, Yılmaz Erdoğan'ın hayatı, Yılmaz Erdoğan'ın şiir üslubu, Yılmaz Erdoğan'ın tüm şiirleri

Sana Bakmak – Yılmaz ERDOĞAN

Kategori Şiirleri, Yılmaz ERDOĞAN yazar Ece
Haz 11 2009
Konuyu görüntüle.

SANA BAKMAK

her şey yapılabilir
bir beyaz kağıtla
uçak örneğin uçurtma mesela
altına konulabilir
bir ayağı ötekinden kısa olduğu için
sallanan bir masanın
veya şiir yazılabilir
süresi ötekilerden kısa
bir ömür üzerine.

bir beyaz kağıda
her şey yazılabilir
senin dışında
güzelliğine benzetme bulmak zor
sen iyisi mi sana benzemeye çalışan
her şeyden
bir gülden bir ilk bir sonbahardan sor
belki tabiattadır çaresi
senin bir çiçeğe bu kadar benzemenin
ve benim
bilinci nasırlı bir bahçıvan çaresizliğim
anlarım bitkiden filan
ama anlatamam
toprağın güneşle konuşmasını
sana çok benzeyen bir çiçek yoluyla

sen bana ışık ver yeter
bende filiz çok
köklerim içimde gizlidir
gelen giden açan soran bere budak yok
bir şiir istersin
“içinde benzetmeler olan”
kusura bakma sevgilim
heybemde sana benzeyecek kadar
güzel bir şey yok

uzun bir yoldan gelen
tedariksiz katıksız bir yolcuyum
yaralı yarasız sevdalardan geçtim
koynumda bir beyaz kağıt boşluğu
her şeyi anlattım
olan olmayan acıtan sancıtan
bilsem ki sana varmak içindi
bütün mola sancıları
bütün stabilize arkadaşlıklar
daha hızlı koşardım
severadım gelirdim
gözlerinin mercan maviliğine

sana bakmak
suya bakmaktır
sana bakmak
bir mucizeyi anlamaktır
sağa sola bakmadan yürüdüğüm yollar tanıktır
aşk sorgusunda şahanem
yalnız kelepçeler sanıktır
ne yazsam olmuyor
çünkü bilenler hatırlar
hem yapılmış hem yapma çiçek satanlar
bahçıvanlar değil tüccarlardır
sen öyle göz
sen öyle toprak ve güneş ortaklığı
sen teninde cennet kayganlığı iken
sana şiir yazmak ahmaklıktır
bir tek söz kalır
dişlerimin arasından
ben sana gülüm derim
gülün ömrü uzamaya başlar
verdiğim bütün sözler
sende kalsın isterim
ben sana gülüm derim
gül sana benzediği için ölümsüz
yazdığım bütün şiirler
sana başlayan bir kitap için önsöz
sana bakmak
bir beyaz kağıda bakmaktır
her şey olmaya hazır

sana bakmak
suya bakmaktır
gördüğün suretten utanmak
sana bakmak
bütün rastlantıları reddedip
bir mucizeyi anlamaktır
sana bakmak
Allah’a inanmaktır.

Sana Bakmak; Allah’a inanmaktır.  Aşkı anlatabilecek çok nadir şiirlerden biridir sana bakmak. Herkesi alıp hep birilerine götürür. Kimi zaman geçmişe, kimi zaman yanı başımızdaki insana, ama hep  yaşanan duygulardır. Aşkın Duruluğunu ve  saflığını anlatan çok güzel bir eserdir .

1 Yıldız2 Yıldız3 Yıldız4 Yıldız5 Yıldız (4 oy, Şuan: 5 üzerinden 5,00)
Loading ... Loading ...
1 Yorum »
Etiketler: sana bakmak, Yılmaz ERDOĞAN, Yılmaz Erdoğan hakkında bilgi, Yılmaz Erdoğan Sana Bakmak, Yılmaz Erdoğan şiirleri, Yılmaz Erdoğan'ın eserleri, Yılmaz Erdoğan'ın şiir üslubu, Yılmaz Erdoğan'ın tüm şiirleri
Sonraki Sayfa »

Sayfalar

  • Ana Sayfa
  • Hakkımızda
  • Manzara Resimleri
  • İletişim

ŞAİRLER

  • Ahmet ARİF
    • Hayatı ve Eserleri
    • Şiirleri
  • Ahmet Hamdi TANPINAR
    • Şiirleri
  • Ahmet Muhip DIRANAS
    • Şiirleri
  • Arif Nihat ASYA
    • Şiirleri
  • Asik Veysel ŞATIROĞLU
  • Attila İLHAN
    • Şiirleri
  • Aziz NESİN
    • Şiirleri
  • Behçet NECATİGİL
    • Şiirleri
  • Cahit KÜLEBİ
    • Şiirleri
  • Cahit Sıtkı TARANCI
    • Şiirleri
  • Can YÜCEL
    • Şiirleri
  • Cemal SÜREYA
    • Şiirleri
  • Fuat Edip BAKSI
    • Şiirleri
  • İbrahim SADRİ
    • Şiirleri
  • Kahraman TAZEOĞLU
    • Şiirleri
  • KARACAOĞLAN
  • Nazım Hikmet RAN
    • Hayatı ve Eserleri
    • Şiirleri
  • Necip Fazıl KISAKÜREK
    • Şiirleri
  • Orhan Seyfi ORHON
    • Şiirleri
  • Orhan Veli KANIK
    • Şiirleri
  • Özdemir ASAF
  • Rıfat ILGAZ
  • Robert DESNOS
    • Şiirleri
  • Sezai KARAKOÇ
    • Şiirleri
  • Ümit Yaşar OĞUZCAN
  • Victor HUGO
    • Şiirleri
  • Yahya Kemal BEYATLI
    • Şiirleri
  • Yılmaz ERDOĞAN
    • Şiirleri
  • Ziya GÖKALP
    • Şiirleri

Arşiv

  • Şubat 2012
  • Ocak 2012
  • Aralık 2011
  • Kasım 2011
  • Temmuz 2011
  • Haziran 2011
  • Mayıs 2011
  • Nisan 2011
  • Mart 2011
  • Şubat 2011
  • Ocak 2011
  • Aralık 2010

Metalar

  • Kayıt Ol
  • Giriş
  • Valid XHTML
  • XFN
  • WordPress
Alt yapı Wordpress | “Blend” from Spectacu.la WP Themes Club | sohbet odaları